Sevginin kemal hali sevdiğine itaat etmek, kulluk ve boyun eğmektir. Göklerin ve yerin, dünya ve ahiretin kendisiyle yaratıldığı hakikat bu inceliktir. Yalnız Allah’a kulluk ise O’na karşı sevgi ve boyun eğmenin en üst derecesidir. Allah Teâlâ Bu kulluk sebebiyle Resuller göndermiş, kitaplar indirmiş ve Cennetle Cehennemi yaratmıştır.
ulvi ve süfli âlemlerdeki bütün hareketler sevgi ve iradeye tâbidir. Âlem sevgi ile ve sevgi sebebiyle hareket eder. Şu kadar denebilir ki âlem sevgi sayesinde var olmuştur. Sevginin hakikati ise sevenin sevdiği yönündeki hareketidir. Sevgi durmaksızın hareket etmektir.
Bu sebeple sevgi ve irade, nefret ve kötü görmenin kaynağı sayılabilir. (Çünkü insan bir şeyi sevdiği için zıddından nefret eder.) Nefret edilen varlık sevilenin varlığını engeller. Bir fiil ya sevileni elde etmek ya da sevilmeyenden uzak durabilmek için yapılır. Dolayısıyla âlemdeki bütün oluş ve eylemlerin varlık sebebi aşk ve sevgidir.
sevgi ve irade her fiilin başı ve başlangıcıdır. İnsanlar irade ve sevgi ile kerih görülen şeylerden kendilerini sakındırırlar. Şifa ve afiyet kötü görülse bile sevilen bir şey olması ile fayda sağlar
Tapınma: Aşığın zelil olma pahasına da olsa maşukunu en son haddinde sevmesidir. Kulluk aşkı –yalnız Allah’a ait olmakla birlikte- aşk türlerinin en yücesi ve şereflisidir.