Ve Filimore, aslını sorarsanız, talihini karşılamaya, selamı na karşılık vermeye cesaret edemiyordu; şimdiye değin öyle çok yanılmıştı ki, artık bıkmıştı.
Bunun nedeni Filimore’un bugüne değin çok uzun süre beklemiş olması ve belli bir yaştan sonra umutlanmanın aşın derecede çaba gerektirmesi, yani insanın yirmi yaşın da sahip olduğu inanca asla tekrar kavuşamamasıydı. Çok uzun süre boşu boşuna beklemiş, gözleri gereğinden fazla karar okumuş, sabahlar boyu hep ıssız olan o kahrolası ovayı görmüştü.
hani yazgının en belirleyici anları, size dokunmadan burnunuzun dibinden geçip gider ve sizi solmuş yapraklardan oluşan bir burgacın ortasında bırakırlar ya, işte o yiten korkunç ama dev fırsat duygusunu hissediyordu.