İnsan ilişkilerini bir satranç tahtası gibi görüp her hamleyi kontrol etmeye çalışarak tüketiyoruz kendimizi. Oysa bir süre sonra anlıyorsun ki; bazı insanlar kaderine denk gelmek için hayatına girer, seninle aynı yolda yürümek için değil. Birinin gidişini bir ihanet, bir 'kayıp' ya da onarılması gereken bir hata olarak okumayı bıraktığınız an, ruhunuzdaki o ağır kalkanları yere bırakıyorsunuz.