Robert Langdon

Robert Langdon
@TheThoth
Tarih
Lisans
İstanbul
İstanbul, 3 Kasım
620 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Maalesef
Aydınlanmanın gelişmesiyle her türlü geleneğin sarsılmış olmasına rağmen, etkisi hâlâ güçlüdür.
Sayfa 17
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Cumhuriyet kurulduktan sonra da fuhşun "umumhanelerde" çalışan "vesikalı kadınlar tarafından sürdürülmesine devam edilmiş, 1930 yılında yürürlüğe giren Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile fuhşu düzenleyecek nizamnameler (tüzük) yayınlanması kararlaştırılmıştır. Bu konudaki ilk, 1930 yılında yayımlanan "Fuhuşla Mücadele Hakkında Tamim" dir. Bu tamim ile genelevlerin ve vesikalı kadınların sayısı sınırlandırılmak istenmiştir. Bundan üç yıl sonra yine Umumi Hıfzısıhha Kanunu esas alınarak "Fuhuşla ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Nizamnamesi" yürürlüğe girmiştir. 1961 yılında yürürlüğe giren ve 1973 yılında değişiklik yapılan "Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü" 1933 yılında yayımlanmış Nizamnameyi uygulamadan kaldırmıştır ve halen fuhuş sektörünü düzenleyen mevzuattır.
Sayfa 12
1000Kitap
I. Dünya Savaşı ve Mütareke yılları fuhuş açısından İstanbul için bir dönüm noktası olmuştur. Savaşın getirdiği yoksulluk nedeniyle Müslüman kadınlar da genelevlerde çalışmaya başlamışlardır. Osmanlı Devleti'nde yabancılar, fuhuş dahil her türlü mesleği serbestçe icra edebiliyorlardı. Fahişeler, kapitülasyonların güvencesi altındaydılar. İstanbul'da mütareke yıllarında, yabancı vesikalı fahişeler arasında Rus Kadınlar 171 kişiyle başta geliyordu. lşgal kuvvetlerinin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için genelev ve eğlence yeri sahipleri Rusya'dan kadın getirtmişlerdit.
Sayfa 12
1000Kitap
Müslümanlığın etkisiyle Osmanlı toplumunda fuhuş hoş karşılanmamiş, ancak fahişelere çok sert cezalar da verilmemiştir. 19. yüzyılın ortalarına kadar fuhuş özellikle İstanbul'da belli mekanlarda gizli olarak sürdürülmüştür. Zaman zaman bu mekanlara baskınlar düzenlenmiş, çalışanlar sürgüne gönderilmiş, fuhşun engellenmesi için fermanlar çıkarılmıştır. 1845 yılında İstanbul'da Ahlak Zabıtası kurulduğunda fuhuş da yasadışı olarak kurumsallaşmış bir durumdaydı. Taksim ve Galata geleneksel olarak fuhşun yoğun olarak yer aldığı mekanlar konumundaydı ancak Üsküdar başta olmak üzere Asya Kitası'nda da "Kerhaneler" yoğunlaşmaya başlamıştı. Bu mekanlarda çoğunlukla Müslüman olmayan kadımlar çalışıyordu. İstanbul'da 19. yüzyılın sonlarına doğru daha önceden Avrupa'da başlayan ve resmi kurumlar tarafından genelevlerin ruhsatlandiniması uygulamasına geçilmiştir. Aynı dönemlerde frengi ile savaşimin çok önemsendiği ve hastalığın tüm imparatorluğa yayıldığı görülmektedir. Bu nedenle 1915'de Emraz-i Zühreviye'nin Men-i Sirayeti Nizamnamesi'nin yayımlandığını ve bir kurulun oluşturulduğunu biliyoruz.
Sayfa 12
1000Kitap
Islamiyet, fuhşu bir zina biçimi olarak yasaklamış olsa da Islamiyet öncesi dönemde cariyeler tarafından gerçekleştirilen fuhşun varlığını biliyoruz. Cahiliye devrinde birçok yerleşim merkezinde ve ticaret kervanlanını uğrak yerlerinde "mahur" adı verilen içinde içki alemlerinin yapıldığı genelevler olduğu bildirilmektedir. İslam geldiğinde Medine'de patronlarının müşrik (Islam'a inanmayan) olduğu dokuz genelev bulunuyordu.
Sayfa 12
1000Kitap