"Yaralar ancak üzerine düştüğünde kapanır! Bisiklete binmekten korkmak gibi! Miden ağzından çıkacak gibi hissedersin ama inatla binersin. Çünkü aslında, miden ağzından çıkmayacaktır."
Adamın bakışları aniden keskinleşirken, şüpheci bir ifade yüzüne yayıldı. "Sen, öyle mi yapıyorsun?"
Çiğdem, şişesini adamın şişesiyle tokuşturdu. "Bu gece benim değil, senin gecen!"
"Senin gecen de olacak mı?"
"Hayır. Onu atlatmıştık! Hani dizlerinin üzerinde geldiğin gece var ya? İşte o, benim gecemdi." Adamın onu sıkıştırmasına ve karşı çıkmasına fırsat vermeden tamamen başka bir konuya geçti. "Hayatında hiç çılgınlık yaptın mı? Yani hep böyle tepeden tepeden bakıp kasılıyor musun?"
Adamın uzun, zarif parmağı şişenin ağzında daire çizerken, gözleri de elini takip ediyordu. Düşünceli görünüyordu. Sanki gerçekten çılgınlık yaptığı bir anısını hatırlamaya çalışır gibi... Bu saçmalıktı! Her insan hayatında bir kez olsun çılgın, akıl almaz ya da kendisine yakıştırmadığı bir şey yapmış olmalıydı. Ayrıca tepeden bakıp kasıldığı konusunda da sessiz kalmıştı.
Bakışları tekrar buluştuğunda, onun gözlerinde gördüğü neşeye şaşırdı. "Sanırım tam şu anda çılgın bir eylemde bulunuyorum. Bu durumda..." Hayıflanır gibi iç çekti. "Sen, benim ilk çılgınlığımsın!"
Kadın kıkırdadı. "Bu, iyi bir şey miydi?Anlayamadım!"