Yaşama fazlasıyla tutku duymaktan,
Umuttan ve korkudan azade olmuş
Kısacık bir minnettarlık hissiyle şükran duyarız.
Hangi tanrıya olursa olsun
Hiçbir yaşam ilelebet sürmediği için;
Ölüler bir daha asla dirilmedigi için;
En yorgun nehir bile,
Denizin güvenli sinesine kavuşacağı için.
Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyor.
Mevsimlerin değişmez dönüşümü, dönen dünyanın çarkı, güneş tarafından birbiri arkasınca aydınlatılan toprağın dört ayrı yüzü, kaçan ve bizim de kendisiyle birlikte kaçtığımız hayat, göğsümü yine heyecanla doldurdu. Turnaların sesiyle içimde bu hayatın her insan için bir tanecik olduğu, başkasının var olmadığı, neyin tadını çıkarabileceksen burada çıkaracağın, bunun çabucak gelip geçtiği ve ölümsüzlük içinde insana bir fırsatın daha verilmeyeceği yolundaki korkunç önsezi yeniden yankılandı içimde. Bu amansız, amansız olduğu kadar da şefkat dolu uyarıyı duyan insan yüreği, zayıflıkları, anlamsızlıkları yenmek, tembelliğin ve yararsız büyük umutların üstesinden gelmek ve sonsuza kaçan her saniyeyi yakalamak kararı alır. İnsanın kafasında büyük örnekler canlanır; hiç olduğunu, hayatının küçük sevinçler,
büyük değersiz konuşmalar içinde geçtiğini açıkça görür.
Ben sık sık unutuyor, yanılıyor, sendeliyorum, dinim dinsizliklerden yapılmış bir mozaiktir; bazen içimden, küçük bir anı alıp karşılığında bütün hayatımı veresim gelir.