M

Amr b. Dînâr anlatır: “Bir adam Resûlulah’ın (s.a.v) yanında çok konuştu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) ona, “Dilinin önünde kaç tane perde var?” diye sordu; adam, “İki dudağım ve dişlerim vardır” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), “Bunların içerisinde fazla sözlerini geri çevirecek hiçbir şey bulunmadı mı? buyurdu.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tâvûs (rah) şöyle der: “Dilim, yırtıcı canavar gibi tehlikelidir; eğer onu serbest bırakırsam önce beni parçalar.”
Hz. Muâz (r.a), “Ey Alah’ın Resûlü, en faziletli amel hangileridir?’ diye sorduğunda; Resûlulah (s.a.v) mübarek dilini çıkarıp parmağını üzerine koydu ve “Buna sahip olmaktır” buyurdu.
Korkunç bir şeydi bu: ne tam diri, ne tam ölü olduğumu hissetmek. Bir canlı cenazeydim artık; ne beni diriler dünyasına bağlayan bir şey vardı, ne de ölümdeki unutmadan, huzurdan yararlandığım.
Bugün boştu kalbim ve çalılar bitkiler o zamanlardaki büyülü kokularını yitirmişlerdi, anlıyordum. Servilerin arasında boşluklar, fasılalar belirmiş, tepeler kavruklaşmıştı. Ben eski ben değildim; çağırsaydım getirseydim de konuşsaydım onunla, duymaz anlamazdı beni. Yüzü eskiden tanıdığım bir adamın yüzü olurdu da benim yüzüm olmazdı, benim bir parçam bile olmazdı.