" Önceden belirlenmiş bir hayat olmadığını , bütün hikayelerin aslında birer rastlantılar zinciri olduğunu birçokları bilir . Ama gene de bu gerçeği bilenler bile , hayatlarının bir döneminde , geri dönüp ona baktıklarında , rastlantı olarak yaşadıkları şeylerin birer zorunluluk olduğuna karar verirler . "
Sabahattin Ali , edebiyatımızda kaleminin değerini kendini feda ederek ödeyen ve bu uğurda bize çok değerli eserler bırakan nadide yazarlarımızdan .
Kuyucaklı Yusuf , Kürk Mantolu Madonna ve Icimizdeki Şeytan . Üç romanı da birbirinden değerli . Üçünün de ortak noktası yazarın zirvede dolaştığı ve bir an bile geri adım atmadığı keskin ve kusursuz üslubu . Keza hikayelerinde de bu tavırdan asla vazgeçmiyor .
Epsilon yayinevi yazarın eserlerini üç ayrı kitapta toplayarak 2019'da yayımladı , ilgilenenlere öneririm gerçekten çok kullanışlı ve kaliteli bir çalışma olmuş . Ayrıca Is Bankası Kültür Yayınları da yazarın romanlarını ve hikayelerini Türk klasikleri serisinde yer vererek yayımladı . Günümüz Turkcesiyle yayımlanan bu eserleri de özellikle ortaokul ve lise öğrencilerine şiddetle tavsiye ederim .
Içimizdeki Şeytan'ı , Yapı Kredi yayınlarından okudum . Selim Ileri'nin önsözünü romanı okuduktan sonra 'sonsöz ' olarak okumanız daha faydalı olacaktır kanımca :) Bu yazıyı okuduktan sonra eser daha da anlam kazanıyor benden söylemesi .
Eser, masum bir aşk hikayesi ekseninde ilerlemekle birlikte aslında bir Varoluş felsefesini gözler önüne seriyor . Varoluş merkezde olunca bize de öncelikle altını çizdiğimiz sonrasında çeşitli sosyal mecralarda paylaştığımız aforizmalar kalıyor . Kitabı okurken 40 cümlenin altını çizerek alıntı olarak paylaştım . Bu alıntilardan en etkileyicisi bana göre buydu :
"Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir."
Eserde dikkatimi çeken Macide karakterinin çok sağlam ve misyonu olan bir kişi olarak kurgulanmış olmasıydı . Romanın sonuna doğru ,ilk başlarda sempatiyle yaklaştığınız Ömer'den etinizle, kemiginizle hatta ruhunuzla nefret
" Bir gün , belki on sene oluyor , bir hocam bana : " Zekânı mirasyedi gibi harcıyorsun ! " demişti . Doğru ... Zekâmı har vurup harman savurdum ve nihayet iflas ettim ... Hiçbir şeyim kalmadı ... "
" Halbuki ne şeytanı azizim , ne şeytanı ? Bu bizim gururumuzun , salaklığımızın uydurması... Içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu ... Içimizde şeytan yok ... Içimizde aciz var ... Tembellik var ... İradesizlik , bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç şey : hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var ... "