" Levin mutluydu ama evlendikten sonra her adımda bunun hayal etmediği şey olduğunu görüyordu . Her adımda gölde bir sandalın süzüle süzüle , mutlu bir şekilde gidişine hayran olan bir adamın bu sandala bindikten sonra hissedebileceği şeyi hissediyordu . Sallanmadan düzgün bir şekilde oturmanın yetmediği ,nereye doğru gittiğini bir an bile aklından çıkartmadan ayaklarının altında su olduğunu düşünmek ve kürek çekmek gerektiğini , alışkın olmayan ellerinin kürek çekerken acıdığını ,bu işin sadece dışarıdan bakınca kolay olduğunu , yapmaya gelince çok mutlu edici olsa bile aynı zamanda çok da zor olduğunu görüyordu ."
"Levin , en zeki insanlar arasındaki tartışmalarda bile tartışan kişilerin harcadıkları çok büyük çabaların , çok sayıda mantık ve sözcük inceliklerinin ardından uzun süredir birbirlerine kanıtlamak için çarpışıp durdukları şeyin tartışmanın en başından beri bildikleri bir şey olduğunu sonunda anladıklarını ama şeyleri sevdiklerini , bu yüzden de yenik düşmemek için sevdikleri şeyi söylemek istemediklerini çok görmüştü . Tartışma sırasında zaman zaman karşındakinin ne sevdiğini ve hemen uzlaştığını , o zaman da kanıtlara gerek kalmayıp çürüdüğünü sık sık hissetmişti ama bazen de tam tersini hissediyordu : Sonunda sevdiğin ve kanıt uydurmaya çalıştığın şeyi sen söylüyorsun , eğer bunu güzel ve samimi bir şekilde anlatmışsan karşındaki bir anda senin düşünceni kabul ediyor ve tartışma bitiyordu . Onun söylemek istediği şey de buydu ..."