Genel anlamda da eksikliklere dikkat göstermek, yoğunlaşmak daha akıllıcadır. Ama insanın kendisini gerçek haliyle görebilmesi son derece güçtür. Zihin kendi önemsizliğinden, ölüp gideceği fikrinden kaçtığı ölçüde çekinir. İnsanın olduğu ham, titrek, güvensiz, korkak ve zayıf şeyi anlaması için bir çeşit kasti, doğaya aykırı bir eylem, bir anti-inanç sıçraması gerekir. İçteki dev gerçekte tir tir titreyen bir cüce, yarı-deli, sinir hastası, hırslı, öfkeli, şekilsiz bir cücedir. Bir cüceyi diğerinden ayıransa girdiği kılıkların ve kendi kendisini aldatmasının (kendi kendini aldatmanın nihai göreviyse kendi kendini aldatma sürecine dair tüm izleri silmektir) doğası ve gücüdür.
İyi haberse yardımı kahramanlıktan uzak doğamızı ortaya çıkarmaya yönelik kahramanca görevde bulabileceğimizdir. Edebiyatta gülünç kıymetsizliğimizi hatırlatacak örnek sürüsüne bereket mevcuttur. Mesela Shakespeare: "Aptal, bilge olduğunu zanneder ama bilge, aptal olduğunu bilir." Daha da iyi haberse bu ortaya çıkarışın özgürleştirici hatta canlandırıcı olmasıdır. Harika bir paradoks daha size: İçteki dev belki de sadece cüce diye tanınarak uyandırılabilmektedir.