"Kapitalizmin en başarılı güven numaralarından biri herkesin milyoner olabileceği yanılsamasını yayabilmesidir. Oysa zirvede sadece birkaç kişiye yer vardır ve zirvede yer alabilecek beceriye çok az kişi sahiptir."
Sürekli isteyen, hiç bir şeyden mutlu ve tatmin olmayan, çaba göstermeden bir şeylere sahip olma güdüsündeki çağımız insanın bu hastalıklarını yer yer psikolojik deneylerden de faydalanarak anlatmıştır Foley, gerçekten etkileyici, okunması ve okutturulması gereken bir kitap.
Michael Foley'in Saçmalıklar Çağı kitabı biraz fazlaca beyin jimnastiği, algının dansı gibi geldi bana. Kitap, günlük hayatta kendi iradelerimiz dışında veya kontrolünde muhattap olduğumuz birçok şeyi tekrardan bize hatırlatmakta. Daha dikkatli görmemizi sağlıyor diyebilirim. Ciddi düzeylerde gözlemlerin ve araştırmaların bir ürünü olduğunu okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Kapitalizmin ve genel itibarı ile bütün medya ve iletişim araçlarının, temel amaçları bir şeyleri pazarlamak olan her oluşumun, bireyleri nasıl hiçbir ihtiyacı yokken potansiyel bir müşteriye(alıcıya) dönüştürdüğünden bahsedilmekte. Mutluluk kavramı üzerinde yoğun bir şekilde durulmakta ve reklam -id kavramlarının bunu nasılda daha zor hale getirdiğinden ya da özellikle nasıl da doymak bilmeyen bir bilinçsizliğe çektiğinden bahsedilmekte.
Reklamların idi sürekli aktif bir alıcı-müşteri olarak tutmaya çalışması ve bunun için ciddi düzeylerde profesyonellerin işbirliği içinde olması bireyi kaçınılmaz alışverişlere sürüklemekte.
Sosyal medyadaki sürekli popüler olma kaygıları ve doymak bilmeyen idin sosyolojik problemleri...
"Modern hayat neden mutlu olmayı zorlaştırıyor?"
Kitabı bitirdikten sonra ciddi bir okuyucuysanız eğer en az on kitap daha okumanız gerekecek diye düşünüyorum.
Alıntıları ve kaynakçası kitabın kendisinden çok daha çekici geldi bana.
Gereksiz ve saçma alışverişlerden ve reklamlardan biraz daha kaçınmak ya da kurtulmak için mutlaka okunması ve okutulması gereken bir kitap.
Anlamlı ve huzurlu okumalar dilerim.
6 gün olmuş. Daha uzun sürede okumuş gibi hissettim hayret. Deniz Yüce Başarır'ın Podcasti Ben Okurum da Teoman konukken konuşmuşlardı kitabı. Anlattıkları kadar varmış. Ne anlatıyor derseniz, neden bu kadar çok ister olduğumuzu. Hayat tükenmez bir süreçmiş gibi hep daha fazlasına talibiz ya. Fani olduğumuzu unutmamak lazım aslında. Çok değerli bir çalışma. Ben keyif aldım. Size de tavsiye ederim. Günaydın.
Uzun zamandır bu tarz bir kitap okumadığım için kendi türüm adına biraz sarsıcı geldiğini kabul etmeliyim. Gerçekten içinde bulunduğumuz modern çağın kuklası haline gelmiş olan bir topluluğun üyesi olduğumuzu yazar çok guzel anlatmış. Kapitalizmin herkese zenginlik vaat ettiği, herkesin biricik olduğunu aşıladığı, benlik duygusunun ve tüketim çılgınlığının zirve yaptığı bu çağda üstüne bir de teknoloji ve sosyal medya bağımlılığı ile gelen görünürlük duygusu insanlık adına utanç verici boyutlara ulaştı ve bu şekilde özden uzaklaşarak sahtelik içinde yaşanılan her duygunun sonucu da bir o kadar yıkıcı oluyor . Herkesin okumasını istediğim bir kitap. Mümkün olduğunca alıntı yapmaya çalıştım. Tavsiye ederim.
Saçmalılar Çağı, aforizmalar ve önermelerle dolu bir monolog, bir manifesto. Bir popüler felsefe kitabı... Kişisel gelişim kitaplarının saçmalığına kafa tutan bir 'Zihin Geliştirme ve Aydınlatma Manifestosu... Herkesçe okunup anlaşılması gereken güzel bir manifesto.. Bu platformda bu kitabı okuyan 57. kişiyim. Oysa böylesi güzel bir kitabın herkesçe keşfedilip okunması gerek bence.
Bu manifesto, çağın mutluluk anlayışına ironik ve alaycı göndermeler yaparak 'Mutluluğun Saçmalığı' adlı bölüm ile başlıyor. Gelişme bölümünde ise felsefik, sosyolojik,psikolojik, politik, sanatsal vb her yönden çağımızın geniş kapsamlı bir analizi ile 'Saçmalığın Mutluluğu' bölümü ile mutlu son varmayı hedefliyor.
"Düşünüyorum, öyleyse varım." çağından, "Görülüyorum, öyleyse varım" çağına nasıl gelindiğinin ironik bir analizi. Sorumluluğu reddeden, kendinde hak görme çağının insanları yeniden tanımlıyor varolmayı.
Sosyal medyanın ve gelişen iletişim teknolojilerinin insan davranışları ve kimliği üzerine olan etkisi ile mutlu olduğunu hissetmenin değil, mutlu olduğunun başkaları tarafından onaylanmasının önemli olduğu çağdır.
Ve bu çağa ait olmanın tek şartı var: Tüketmek. Tüketerek sahip olduğumuz şeylere nasıl ait olduğumuzun felsefik bir öyküsü...
Ve bu çağın paradoksu: O çok imrendiğin başkalarına dönüştüğün an, kendinden nefret edeceksin.
Kitap çoğunlukla gelişen dünyada insanların daha güzel ve rahat hayatlara sahip olması gerekirken eskinin dertlerinden daha büyük dertlere sahip olarak sistemin kölesi olmanın artması ile sonuçlanmasından bahsediyor. Okurken farkındalık kazandığım am zaman zaman da çok abartmış dediğim bir kitap. Keyifli okumalar dilerim
Foley’ in Saçmalıklar Çağı adlı eseri temelde modern hayatın neden mutlu olmayı zorlaştırdığı üzerinde durmaktadır. Bu sorunu 5 ana temada ele almaktadır. Öncelikle çağımızda mutluluğun saçmalığı olgusunu bir sorun olarak ele alan Foley, sorunun saptanmasından sonra soruna muhtemel kaynak teşkil eden unsurları saptamaya çalışıyor. Reklam ve id, kendinde hak görme haklılığı- potansiyelin cazibesi, eski ben-yeni bilim, arayış ve kutsal kase temaları üzerinden arayışını gerçekleştirmektedir. Geliştirilen stratejilerde bazı iç karartıcı sonuçlar ile karşılaşılmaktadır. Günümüzde artık sorumluluk duygusunun baltalanması, insanların sürekli kolay olanı elde etmek isteği ve zorluğu reddedişi kendini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca çağın insanı daha az anlayan deneyimleyen ve inan bir profil sunmaktadır.
Foley günümüz insanın hayatını çepeçevre kuşatmış olayları serimlerken bizlerin kökenimizle nasıl bir kopuş içerisinde olduğumuzu göstermektedir. Artık çağımız medya ve kitle iletişim araçlarının yönlendirmesiyle programlandırılmıştır.
Modern yaşam her birimizi bir yerimizden etkiliyor, bazen incitiyor. Çoğu zaman neler oluyor, ben arada ne kaçırdım tedirginliği hepimizde oluyordur. işte, Michael Foley son zamanlarda anlamlandıramadığımız hal-hareket, durumlar, fikirler ve dahi tuhaf modaları felsefe süzgecinden geçirerek anlaşılır hale getirmiş, ellerine sağlık demek lazım #saçmalıklarçağı #michaelfoley
Meydan okuyan bir kitap. Böyle insanı sarsıp kendine getiren havası okumayı daha da keyifli yaptı benim için. Beklentim düşük, ‘hadi bakalım’ diyip bir şans vermek için başlamıştım. İlgimi çeken konulara değinmesi sayesinde hızlı okudum. ‘Akış’ konusunu ele aldığı bölüm en keyif aldıklarımdan biriydi. Yürüme eyleminin akışta olmak olarak değerlendirilebileceği tam bir aydınlanma yarattı. Psikolojiden bildiğim bilimsel deneyler ve araştırmalardan bahsetmesi kitaba olan ilgimi artırırken, felsefeye yaptığı göndermeler daha önce bana uzak olan bu alana merak duymamı sağladı. Özellikle stoacılıktan ibaret olan felsefe bilgim, kitapta alıntılanan felsefi görüşler çerçevesinde derinlemesine öğrenme arzusu yarattı. Adı geçen felsefecileri YouTube’da Dilozof adlı hesaptan dinleyip öğrenerek okumak benim için daha keyifli oldu. Eğer bu kitaptan beklentiniz zaman geçirmekse biraz sert gelebilir ama kesinlikle okunması gereken, eleştirel bakış açısını geliştiren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Görünür olmanın varolmaktan; ‘yapmanın’, ‘düşünmekten’ daha üstün olduğunu savunan yaşadığımız döneme kendini ait hissetmeyen benim gibi okurlara kucak açıyor Micheal Foley.