Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat.
Durma göğe bakalım.
Meğerse hiçbir şeye hakkım yokmuş benim. Konuşmaya, kırılmaya, anlatmaya, ağlamaya, düşmeye, sevmeye ve sevilmeye. Hayatımdaki herkes bana bir parça yaslanırmış ama benim yorulmam bile suçmuş.
Artık yaşamak gelmiyor içimden. Gülmek, ağlamak... Nefes almak anlamsız artık. Tuhaf bir yalnızlığım var. Sanki bütün duyguları tüketmişim. Bir daha ağlayamayacak, gülemeyecek gibi hissediyorum. Yolun sonu pek hayır değil gibi gözüküyor.
"Samimiyet varsa hayattan keyif alırım.
Samimiyetin olmadığı yerde keyfim kaçar,
sonra kendim kaçarım.
Kişilerin kaliteli yaşamlarına değil,
kişiliğin kalitesine hayranım.
Samimiyet tüm eylemlerimizi onurlu ve güzel kılar."