Bir ömür boyu hayat arkadaşın olmuş bir insan, hastalığı nedeniyle acı çekerken, tek başına eriyip giderken, birileri senin " hiç kimse" olduğunu söylediği için, bir bekleme salonuna ziyaretçi olarak atılman diye bir şey artık olmamalı. Artık orada, bir doktorun ya da bir hastabakıcının duyarlı davranmasını ummaktan başka yapabileceğin bir şey olmadan, üzüntü içinde kendini yiyip bitirirken, onu her zaman yargılamış olan ailesi gelir; seni, toplumca reddedilen biri olarak gördüğü için yukarıdan aşağı süzerek önünden geçer...
Tüm yetişkinlerin kötü hikayeleri vardır ve hikaye ne kadar kötüyse o kadar az konuşulur. Bir insanın gerçekten kederli olduğunu bu şekilde anlayabilirsiniz. Kendilerini dinleyen herkese ağlayıp acıklı hikayelerini anlatıyorlarsa bilin ki aslında hiçbir şeyleri yoktur. Ya da en azından önemli bir şeyleri yoktur. Ama insanların gerçekten canını yakan şeyler, kaplerini parçalayan asıl şeyler... İşte bunlar hiçbir zaman konuşmadıklarıdır.
Genellikle çocukken yaptığınız konuşmaları unutmazsınız. O zaman bunu pek fazla düşünmeseniz de yıllar geçtikçe, kendini sanki daha dün olmuş gibi net bir şekilde hatırlatıp dururlar.
Artık yaşamak gelmiyor içimden. Gülmek, ağlamak... Nefes almak anlamsız artık. Tuhaf bir yalnızlığım var. Sanki bütün duyguları tüketmişim. Bir daha ağlayamayacak, gülemeyecek gibi hissediyorum. Yolun sonu pek hayır değil gibi gözüküyor.