Fahişelik temasının sürekli karşımıza çıkması on dokuzuncu yüzyıl bağlamında şaşırtıcı değildir. Sınıflı toplumda bütün insanlar, fahişelerin müşterileriyle buluşması gibi bir araya geliyorlardı. Fahişe nasıl aşkın yerine geçen şeyi para karşılığı veriyorsa, işçi de emeğini ve canını, gündelik ücreti karşılığında başkalarına teslim eder. Bu tür meta alışverişlerinin varlığı, diğer insani ilişkileri gülünç duruma düşürür. Fahişenin kendisi, toplumsal ilişkilerin arkasındaki boşluk ve çürümüşlüğün canlı göstergesidir.