Simge

Simge
@Thimbletack
var olmanın sonuna kadar koşmalı ağaçla tanrının buluşma yerine varmalı.
(...) Marksist sosyoloji, aile ilişkileri yerine iş ilişkilerine odaklanma eğilimine girmiştir. İşçinin bilincinin sadece üretim noktasındaki gelişimi görülür. İşçinin belirli bir aileden geldiği, dünyayı aile ilişkileri aracılığıyla kavradığımız, onu ilk olarak ailede öğrendiğimiz dille tarif ettiğimiz, başka insanları görmeye ilk olarak aile içerisinde alışmış gözler aracılığıyla başladığımız unutulur.
Sayfa 84
Siyaset
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Üretim ve yeniden üretim (üreme) tarzlarının etkileşimi meselesini ve bunun kadınların konumu ile toplumun örgütlenmesindeki değişime etkisini göremeyen, yalnızca liberal antropologlar değildir. Marksistler de, üremenin maddi dünyanın parçası ve tarihin belirleyici bir unsuru oluşu gibi önemli bir noktayı gözden kaçırmışlardır.
Sayfa 83
1000Kitap
Fahişelik temasının sürekli karşımıza çıkması on dokuzuncu yüzyıl bağlamında şaşırtıcı değildir. Sınıflı toplumda bütün insanlar, fahişelerin müşterileriyle buluşması gibi bir araya geliyorlardı. Fahişe nasıl aşkın yerine geçen şeyi para karşılığı veriyorsa, işçi de emeğini ve canını, gündelik ücreti karşılığında başkalarına teslim eder. Bu tür meta alışverişlerinin varlığı, diğer insani ilişkileri gülünç duruma düşürür. Fahişenin kendisi, toplumsal ilişkilerin arkasındaki boşluk ve çürümüşlüğün canlı göstergesidir.
Sayfa 78
1000Kitap
"İnsanoğlu" genel anlamda insan denen varlık için kullanılırken, hâlen kadınların tarihsel anlamda etkin bir özne olmalarına dair hiçbir kavram yoktur. Kadın yine ötekidir, erkeklerce algılanan, kavranan ve denetlenen dış dünyanın bir parçasıdır.
Sayfa 76
1000Kitap
Erkeğin kadınla ilişkisi yalnızca kölesi ya da kendisini besleyen kişi düzeyindeyse, kendi kapasitesinin ve toplumsal bir varlık olarak kendi doğasını yaratma yeteneğinin bir bölümünü inkâr etmiş olur. Cinsler arası yakınlık ve sevgi doğuştan gelen bir şey olarak görülmez. Karşı cinsin kişisel bilincine varmak tarihsel bir başarıdır, insanın kendi doğasını yaratmasının bir parçasıdır.
Sayfa 75
1000Kitap