Onlarca yıldır, sanayi ve ticaretin tarihi, modern üretici güçlerin modern üretim koşullarına karşı, burjuvazinin ve onun egemenliğinin varlık koşulları olan mülkiyet ilişkilerine karşı başkaldırısının tarihinden başka bir şey değildir. Dönem dönem yinelenerek, her seferinde bütün bir burjuva toplumunun varlığını daha da ürkünç bir biçimde tehlikeye düşüren ticari bunalımları anımsatmak yeterlidir. Bu bunalımlar sırasında, dönem dönem, yalnızca eldeki ürünlerin büyük bir bölümü değil, aynı zamanda daha önce yaratılmış üretici güçlerin büyük bir bölümü de yok olur. Bu bunalımlar sırasında, daha önceki çağlarda bir saçmalık olarak görülebilecek bir salgın, aşırı üretim salgını baş gösterir. Toplum ansızın geçici bir barbarlığa geri dönmüştür; sanki bir kıtlık, evrensel bir yıkım savaşı tüm geçim kaynaklarının kökünü kurutmuş, sanayi ve ticaret yok edilmiştir.