Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Duygular gelip geçicidir. Eyleme yargı ve karar karışmamışsa duygunun ölünceye dek süreceğini nasıl bilebiliriz.
İlkler ruhun depremleri gibidir. Unutulamaz, sürdürülemez ve oldukça yıkıcı olurlar. Ama beceriksiz ve tutkulu ilklerimizin enkazından son derece ilginç ve dayanıklı yetişkin bireyler çıkar. Asıl dram ise hep o ilklerin sonsuza dek sürmesini ummamızdır.
Eğer bir millet, iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini, alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir.
Unutmamak gerekir ki yeni bir düzen getirmeye kalkışmaktan daha zor, başarı olasılığı daha kuşkulu, yönetilmesi daha tehlikeli bir şey yoktur; çünkü eski düzenden çıkarı olan herkes yeni düzeni getirene düşman kesilir, yeni düzende çıkarı olabilecek kişiler ise ancak Ilımlı birer müttefiktir.