"Gözlerimi ondan ayırdığım vakit kalbimde bir an içinde doğmuş derin ve acı bir kanaatle:
Sen artık öldün oğlum, dedim, onun gözlerinde büsbütün başka bir dünyaya baktın...Artık yaşayamazsın...
Dünyanın manzaralarını sade başkasından işitmekle öğrenmiş bir anadan doğma kör tasavvur et Necdet...
Bu bîçarenin gözlerini en güzel bir yaz gününün manzarasına karşı dünyaya aç, üç beş saniye sonra kapa...
Başının içinde bu hayal ile yaşayabilmesini nasıl ümit edersin?
Böylece Sâra'nın gözlerine baktıktan sonra döndüm.
Zaten artık ne isteyebilirdim?
Niçin bu gece bu derece mesut olduğumu anladın mı Necdet?
Homongolos bu gece sevdiği bir kadınla baş başa dolaştı.
Onun ağladığını gördü.
İnsanlığın haklarına malik başka insanlar gibi, hatta bir nişanlı, bir sevgili gibi onun gözlerinin içine baktı...
Bu geceki sevinç ve sadakatin kadar büyük sevinç ve saadet tasavvur edilemez Necdet...
Çünkü sevenler sevdikleriyle beraber geçirdikleri en mesut saatlerin farkında olmazlar.
Daima daha büyük saadetler getirecek bir yarın ümit ederler...
Halbuki Homongolos için böyle bir yarın yok..."