Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Gözlerimi ondan ayırdığım vakit kalbimde bir an içinde doğmuş derin ve acı bir kanaatle:
Sen artık öldün oğlum, dedim, onun gözlerinde büsbütün başka bir dünyaya baktın...Artık yaşayamazsın...
Dünyanın manzaralarını sade başkasından işitmekle öğrenmiş bir anadan doğma kör tasavvur et Necdet...
Bu bîçarenin gözlerini en güzel bir yaz gününün manzarasına karşı dünyaya aç, üç beş saniye sonra kapa...
Başının içinde bu hayal ile yaşayabilmesini nasıl ümit edersin?
Böylece Sâra'nın gözlerine baktıktan sonra döndüm.
Zaten artık ne isteyebilirdim?
Niçin bu gece bu derece mesut olduğumu anladın mı Necdet?
Homongolos bu gece sevdiği bir kadınla baş başa dolaştı.
Onun ağladığını gördü.
İnsanlığın haklarına malik başka insanlar gibi, hatta bir nişanlı, bir sevgili gibi onun gözlerinin içine baktı...
Bu geceki sevinç ve sadakatin kadar büyük sevinç ve saadet tasavvur edilemez Necdet...
Çünkü sevenler sevdikleriyle beraber geçirdikleri en mesut saatlerin farkında olmazlar.
Daima daha büyük saadetler getirecek bir yarın ümit ederler...
Halbuki Homongolos için böyle bir yarın yok..."
"Homongolos sevdiğini artık inkâr etme...
Görülüyor ki bu hastalık kızıl, kızamık nev'inden bir maraz...
Bütün gayretine rağmen sen de onlardan masun kalmadın... Fakat telaşa sebep yok..."
"Bir şeye dikkat etmiştim.
Sâra için gece düşündüğüm şeyler gündüz düşündüklerimden büsbütün başkaydı.
Başımın içinde iki ayrı insan yaşıyor ve düşünüyor gibiydi.
Gündüzleri bu genç kızı zalim bir soğukkanlılıkla tahlil ediyor, onun biraz renk ve süsten, bir parça gösteriş ve koketlikten ibaret boş, mânasız bir mahlûk olduğuna karar veriyordum.
Bunun için artık onunla meşgul olmaya sebep kalmıyordu.
Onu odadan atılan lüzumsuz bir eşya gibi zihimden çıkarıyordum.
Fakat gece ortalık karardığı, tabiat gibi ruhlara da bir durgunluk çökmeye başladığı zaman o yavaş yavaş kapıma vuruyor, mahzun ve pürhayal dolu bir çehreyle yanıma geliyordu.
Gecenin maddî görüşümüze nasıl tesir ettiği malûm...
Bazen karanlıkta parlayan bir cam kırığını pırlanta sanırız...
Karanlık bir duvara vurmuş bir ışık çizgisine bakarken aralanmış bir kapıdan başka bir dünyayı gördüğümüzü vehmederiz."