Soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır soru sormak bir taşı harekete geçirmek gibidir bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşün taşlar yuvarlanmaya ve dikilitaşları da harekete geçirir çok geçmeden taşlardan biri evin arka bahçesinde oturan kendi halinde bir adamcağızın tepesine iniverir ayrıca dımdız da ortada kalır.
Tanrı eliyle bağlanmış bağları çözmemeli insan;
Çalıların ve rüzgarın çocukları olalım her zaman.
Evden uzak, ah, ikimiz için çiçeğe durur hala
O güzelim katırtırnakları Kuzey diyarında.
Orada uzanıyordum bir adım uzağımda sırtı çelişmiş bir böcek vardı umutsuzdu doğrulamıyordu ona yardım etmek isterdim yardım etmek o kadar kolaydı ki bir adım ve küçük bir dokunuşla kurtarılabilirdi ama mektubunuzdan dolayı onu unuttum aynı şekilde ben de doğruluk kalkamadım ancak bir kertenkele tekrar etrafındaki hayatla ilgilenmemi sağladı çoktan hareketsiz kalmış olan böceğin üzerinden geçti demek ki bu dedim kendi kendime bir kaza değil can çekişmeydi az rastlanır türden bir doğal hayvanın ölümü gösterisi fakat kertenkele üzerinden kayınca onu düzeltmiş oldu gerçi bir süre daha ölü gibi durdu ama sonra hiçbir şey olmamışçasına evin duvarına tırmanmaya başladı galiba bu şekilde bu olaydan biraz cesaret aldım ayağa kalktım süt içtim ve size yazdım.