* Bizler güzel ve etkili sözler, iş etiketleri, mevkiler, yüksek saygılar, hayallerimizi süsleyen mülkler, pahalı giysiler ya da bize gösterilen hoş davranışlar karşısında nasıl da kolayca etkileniyoruz, gözümü kamaşıyor ve kandırılıyoruz. Şöhretli kişilerin, önemli devlet adamlarının, siyasi liderlerin, servet sahibi olanların ya da büyük entelektüel ve sanatsal yeteneği olan insanların zorunlu olarak mutlu olduklarını zannetme hatasına düşmeyin sakın.
* Yaşamdaki en değerli amaç özgürlüktür. Bu özgürlük, kendi kontrol alanımızın dışındaki şeylere aldırmayarak, onları önemsemeyerek kazanılır. Eğer zihinlerimiz korku ve tutkuyla dolu kederli bir kazan gibiyse, hafif ve ışıklı bir kalbe sahip olamayız.
* Özgürlüğün gerçekten ne olduğunu ve ona nasıl erişebileceğinizi anlayın. Özgürlük her istediğinizi yapma hakkı ya da becerisi değildir. Özgürlük sizin gücünüzün sınırlarını ve tanrısal iradenin koyduğu doğal sınırları anlamanızdan sonra gelir. Yaşamın sınırlarını ve kaçınılmazlığını kabullenerek, onlarla savaşmak yerine onlarla birlikte çalışarak özgür oluruz. Diğer yandan, eğer kontrol alanımız içinde olmayan şeylere karşı duyduğumuz geçici arzularımıza yenilirsek, özgürlüğümüzü kaybederiz.
* Üzüntü ve korku ile engellenmemiş bir yaşam sürerek açlıktan ölmek; endişe, şiddetli korku, şüphe ve dizginlenemeyen tutkularla birlikte yaşanan zengin bir yaşamdan çok daha iyidir.
* Dar kafalı insanlar bir talihsizlikle karşılaştıklarında alışkanlıkla başkalarını suçlarlar. Ortalama insanlar kendilerini suçlarlar. Bilgelik yaşamına kendini adamış olan insanlar bir şeyi veya başka birisini ani ve mantıksız bir güdüyle suçlamanın aptallık olduğunu, suçlamanın gerek başkalarına gerekse kendilerine hiçbir şey kazandırmadığını anlarlar.