Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazardan okuduğum ikinci kitap ama yazarın meşhur karakteri Hercule Poirot ile tanıştığım ilk kitap oldu. Meşhur dedektifin yolu ülkemizden, İstanbul'dan geçiyor bu kitapta.
•
▪Arka Kapak▪
Gece yarısından sonra artan şiddetli tipi yüzünden Doğu Ekspresi artık yoluna devam edemeyecek durumdadır. Ertesi sabah yapılan kontroller sonucu tüm yolcuların sağsalim trende olduğu anlaşılır. Ancak defalarca bıçaklanarak öldürülen Amerikalı yolcunun kompartımanının kapısı içeriden kilitlidir.
Sonunda trende yolculuk etmekte olan Hercule Poirot cinayeti incelemeye başlar. Ancak kimi yolcular cinayetin izlerini yok edebilmek için yaşlı dedektifin dikkatini dağıtmaya çalışırlar.
•
Kurgusu biraz enteresan; hem gerçekçi hem de hayalgücünde aşırılığa kaçtığını düşündürten bir kurgusu var. Her şey gayet gerçekçi bir şekilde ilerliyor ama sonda öyle bir durum meydana çıkıyor ki "Hadi be daha neler!" dedirtebilecek cinsten.
Yazar sade bir dil kullanmış; uzun betimlemelerle okuru sıkmamış.
Olay örgüsü durağan ve sakindi. Temposu düşük, gerilim seviyesi düşük olsa da merak unsuru iyi kullanıldığı için sürükleyicilik az da olsa sağlanmış diyebilirim. Günümüz polisiyelerinde sıklıkla olduğu gibi kaçma-kovalama sahneleri yoktu. Dedektifimizin tanıkları dinlediği, kanıtları değerlendirdiği; "arkasına yaslanıp düşündüğü" bir kitaptı.
İşin özü, bence "herkes okumalı" veya "kesinlikle okunmalı" denilemeyecek ama okunabilecek; polisiye severlere önerilebilecek bir kitaptı.
Ayrıca sinemaya da uyarlanmıştı bu eser. Kitabını severseniz belki filmini de izlemek istersiniz.
1600'lü yılların başında yazılan yaklaşık 400 küsür yıllık bir eser Othello. Shakespeare'in yazdığı kült eserlerden yalnızca biri. Yazarla Romeo ve Juliet eseriyle tanışmıştım. Othello okuduğum ikinci eseri oldu. Sırada "Macbeth" eseri var.
Venedikliler'in önemli kumandanlarından olan Othello'nun, Osmanlıların Kıbrıs'ı almaması için adaya gönderilmesiyle başlıyor olaylar. Neredeyse tüm olay örgüsü Kıbrıs'ta geçiyor.
Eşi Desdemona, yaveri Cassio, Othello'nun emrinde görev yapan ama onun düşmanı olan Iago da Kıbrıs'a geliyor. Tabii onların dışında da birçok karakter var ama rolleri gereği en akılda kalan karakterler onlar.
Aşk, kıskançlık, ihanet gibi temalar işleniyor eserde. Okuru sıkmayacak şiirsel üslubu, gereksiz detaylardan uzak anlatım tarzıyla okurunu yormuyor, sıkmıyor olaylara dahil ediyor, Shakespeare.
Yazılacak anlatılacak çok şey var ama uzun uzadıya, detaylı bir inceleme veya yorum yapmaya gerek yok; zaten eser hakkında günümüze kadar binlerce inceleme yazılmıştır. Onun için kısa kesiyorum, bu tarz kült eserleri herkesin okuması gerektiğini düşünüyor ve herkese tavsiye ediyorum.
Ana dilinde 1859 yılında ilk kez basılan İki Şehrin Hikayesi, Dünya üzerinde kutsal kitaplar dışında en çok okunan kitaplardan biri. (Belki de birincisi çünkü birçok listede 200 milyon okuyucuyla birinci sırada.)
•
▪Arka Kapak▪
On sekiz yıl yattığı Bastille Hapishanesi’nden çıkan Doktor Manette’le, İngiltere’ye gönderdiği kızının Londra’da sürdürdükleri yaşamları, yollarının tekrar Paris’e düşmesiyle iradeleri dışında bir seyir kazanır. Tarihin en hareketli ve çalkantılı dönemlerinden birinin orasındaki ateşe düşeceklerdir...
•
•
Bahsi geçen iki şehir Paris ile Londra. Olaylar bu iki şehirde geçiyor. Fransız İhtilali'ni ve o zamanlarda yaşananları konu alıyor eser. Yıllarca soyluların ve aristokrat kesmin altında ezilen, hor görülen, onların yüzünden aç kalan alt tabakadan insanların kanlı bir şekilde yönetimi ele geçirmesiyle tarihin seyrinin değişmesine tanık oluyoruz okuyucular olarak. Halkın dinmek bilmeyen öfkesinin haklı-haksız ayırt etmeksizin nasıl can aldığını görüyoruz bu süreçte.
Aşk, intikam, dostluk, vefa gibi birçok temanın işlendiği kitap derinlikli bir olay örgüsüne sahip. Yazar başarılı karakter profilleri oluşturmuş: Doktor Manette, Charles Darnay, Sydney Carton, Madam Defarge, Mr. Lorry ve diğerleri...
Dickens, karakterlerin iç dünyalarını başarılı bir şekilde aktarmayı başarmış, adeta hissettirmiş okuyucusuna.
Kitap biraz dikkat isteyen kitaplardan ama kesinlikle ağır veya sıkıcı bir kitap değil. Yazarın sade ama edebi üslubu, okuyucuyu kitaba çeken önemli etkenlerden. Kitabın öyle anlamlı ve duygu yoğunluğu yüksek bir finali var ki... Neyse spoiler vermeyeyim şimdi ama gerçekten güzel bir finaldi.
Kesinlikle herkesin okuması ve kütüphanesinde mutlaka bulundurması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Hoşça kalın,