Yine Jack London'dan kısa ama etkili , vurucu cümlelerle dolu bir eser. 20.yy başlarından 2010'lara uzanan bir dönemde olmasına rağmen yazarın, hala bu kadar etkisini koruyan eleştirel dili bir kere daha kendisine hayran bırakıyor.
Kızıl Veba hastalığının patlak vermesiyle , kendisini dünyanın sahibi sanan , açgözlü, kibirli insanoğlunun sonu gelir ve yepyeni bir çağ ile dünyaya bakışı bambaşka bir kuşak gelecektir.
Bir açıdan da distopik bulduğum eserde , eleştirel dilin oklarının bugünü göstermesi biraz ürkütücü bile... Bazen durup düşünmek gerekiyor , gerçekten bize sunulan sınırsız nimetin , olanağın kıymetini biliyor muyuz?
Yokluğunda bir heyecanla beklediğimiz uygarlık emarelerinin , bulunduktan sonra bir anda sönüveren ateşi mi bu kadar umursamaz ve açgözlü yaptı bizleri acaba? Cevap ne bilinmez ama insanoğlu sanırım aynı hırsla bir yok olup yeniden başlama döngünüsünü yaşamaya devam edecek.