Böyle bir hayatta inadına ve başkaldırırcasına zamana, halen daha sevgiye emek harcayabiliyorsak, ölülerin diyarında yaşama dair bir umudumuzun olmasındandır İNSANCA...
Tncy
Yoğun, okurken yer yer zorlayan, sağlam bir kafada okunması gereken, ben kimim sorusuna cevap arayan arşivlik bir eser...Hayatın girdabından sıyrılmak ki büyük bir mesele, sıyrılıp aynada göreceğimiz şey özgürce yaşadığını zanneden sıradan bir cesettir belki de...
Ülkelerin (Finlandiya, Japonya, Şili, Endonezya, Almanya, Avustralya ve Abd) 100-150 yıllık dönemde ne tür sorunlarla karşılaştıkları, bu sorunlara ürettikleri çözümler, gelecekte dünyayı nelerin beklediği... kaleme alınmış. Özellikle Abd kısmında yanlı bir tavır sergilesede okumakta yarar var.
27 Mayıs öncesi ülkenin siyasi dokusunu da aktaran kitabı birkaç cümleyle özetlemek güç. Kitap bittiğinde karmakarışık duygulara ve düşüncelere gark oluyorsunuz. İnsana dair okumak lazım. Yeni bir günün ne önemi var aynı dünyada uyandıktan sonra...
Okurken biraz zorlasada geleceğe yönelik düşünmemizi sağlayan, insanoğlunun çevreye verdiği zararları gözler önüne seren, bizden önce esamesi bile okunmayan medeniyetlerin nasıl yokulup gittiklerini bize uyarı niteliğinde aktaran okunması gereken bir kitap.
Yazarın, kültür devriminden bu yana Çin'deki ekonomik, sosyal, kültürel... değişimi içten ve samimi bir dille okurlarına aktarmaya çalıştığı otobiyografik güzel bir kitap.