O ilkbaharın yüzüydü, o yazın yüzüydü, o goncanın soluğunun sıcaklığıydı. Dudaklarında parıldayan nar kırmızısı ve gözlerinde öğlen gökyüzü. Yüzüne dokunmak her zaman yeni bir deneyimdi, bir aralık sabahı pencerenizi açıp elinizi dışarı uzatarak geceleyin hiç haber vermeden sakince inmiş olan beyaz, soğuk, toza benzeyen ilk karı hissetmek gibi.