İlyas Aslandağ

İlyas Aslandağ
me ji hêviyê hez dikir lê mirin evîndarê me bû Bedenler ölür, fikirler asla
Edebiyat öğretmeni
Bülent Ecevit Üniversitesi
Viranşehir
Viranşehir, 10 Nisan 1998
639 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
düzenin Güçlünün yanında olduğu düzen :(
Puan vermedi·481 syf.··
2025 81. kitabı
Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru ..., insanlara karşı kendini koru! Daha ilk satırında okuyucuyu kendine direk çeken bir kitap bunu her kitap da yakalamak çok zordur. Okurken düşündüren, sorgulatan, bilgilendiren ve 2. Dünya savaşındaki Yahudi soykırımını, Ermeni ve Kürt sorununun yanı sıra mavi Alay ve Struma olaylarını yerinde mesajları ile akıcı ve anlaşılır bir dil ile dile getiriyor. Maximillian Wagner & Nadia aşkına hiç değinmeyeceğim mutlaka okumanız gereken kitaplardan. Serenad, bu iktidar oyunlarının altında kalan, acılar yaşayan, kavuşamayan hatta ayrı düşen, isim değiştirmek zorunda kalan, yetmezmiş gibi din ve milliyet değiştirmek zorunda da kalan insanların anlatıldığı, gerçek konulara dayanan son derece duygu yüklü bir roman. Tarihin, tarihimizin görünen yüzünün olduğu kadar görünmeyen yüzünün de anlatıldığı bir roman. İngiltere’nin, Rusya’nın, Almanya’nın ve ne yazık ki Türkiye’nin ayıplarının anlatıldığı, dile getirilmeyen, dile getirilmekten kaçınılan olayların yazıldığı, bir eser.. Kitap boyunca Goethe’den Râmi'ye, Zweig'den, Nietzsche’ye ve Struma faciasına kadar uzanan geniş bir kültürel ve tarihsel arka plan var. Kültürel birikimine zaten hayran olduğum Livaneli'nin kitabını okurken devamlı bunu düşünüyorum, nasıl bir araştırma, nasıl bir zihin bunları birleştiriyor, hayranlık ve kıskançlık bir arada Zülfü Livaneli Ve tümü kitaba öylesine serpiştirilmiş bilgiler gibi değil; romanın ruhunu besleyen, okuru düşünmeye ve sorgulamaya yönelten güçlü dayanaklar olarak yedirilmiş. "Bir
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
FARELER VE İNSANLAR İNCELEMESİ - Dikkat Spoiler içerir!
Puan vermedi·112 syf.··
2025 80. kitabı
John Steinbeck’in 1937 yılında yayımlanan Fareler ve İnsanlar romanı, Amerikan edebiyatının en dokunaklı ve sade anlatımlı eserlerinden biridir. Büyük Buhran dönemi Amerika’sında geçen hikâye, yoksulluk, yalnızlık, dostluk ve hayal kırıklığı gibi evrensel temaları işler. 1759 tarihinde doğmuş olan Robert Burns adlı İskoç şair "İnsanlarla fareler hiçbir zaman hayallerini gerçekleştiremezler." temasıyla "To a Mouse" adında bir şiir kaleme almış. Şimdi bu cümleden yola çıkarak ilk olarak 1937 tarihinde yayınlanan Fareler ve İnsanlar kitabına yaklaşık olarak 150 yıllık bir köprü kurmayı amaçladım. Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Kadınların hayali ise -en azından Amerikalı olanların- Hollywood'da bulunup sahne alabilmektir. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir hayal döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Hatta bu duruma Amerikalıların bulduğu bir kelime bile var... Amerikan rüyası adında. Bu kitap da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor... Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki başrol kişi söz konusu. Bunlardan George adında olan mantığı, zekayı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraf. Şimdi bu sıkıcı içerik detaylarıyla ulaşmaya çalıştığım bazı önemli noktalar var. 1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi'nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu devrim
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,9bin okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2025 4. kitabı
Selahattin Demirtaş 'ın hayatı tutsak fakat eserleri çok özgür.Seher, Devran, Efsun, Dad, Jamal ve Leylan ...olağanüstü 6 eser . Leylan 'ı eşi ve çocuklarına iltifaden yazılmış mütiş bir eser. Bunu eklemem gerekir Leylan kitap içinde kitap ... Gerçekten bu kitap hakkında ne söylesem ne söylesek az kalır. Seher ve Devranı okuduğumda bir Orhan Kemal bir Yaşar Kemal geldi diye hissetmiştim. Bu kitap bana biraz Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi’ni hatırlattı. Ama hangisi daha etkileyiciydi bunu kıyaslamak bile istemiyorum. Çünkü bu yazarlarımıza yapılan bir haksızlık olur ki ikisininde mükemmel bir hayal gücü olduğu su götürmez. Nihayet bitirdim ve uzun bir zamandan sonra bir kitap beni ağlatabildi.. buna sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum ama o kadar çok özlemiştim ki bu duyguyu tekrardan yaşadığım için Demirtaş’a şükranlarımı sunuyorum.. umarım sen hep yazarsın bizde hep okuruz.. Kitaba gelecek olursam Leylan, ilk olarak Diyarbakırlı bir gencin platonik aşk hayatını anlatır. Diyarbakır'ı eşsiz bir şekilde ancak bu kadar güzel ve samimi bir şekilde anlatılabilirdi.Kürt çocuklarının da büyüme çağına değinmiş. Değinirken yaşanan sorunlara, çekilen zorlukları ele almış. Ama her anlatışı aslında birlikteliğin daha güzel olacağını yazdıklarıyla mesaj vermiş ve mesajı alındı demek istiyorum sizlerin huzurunda ben en derinlerde hissettim. Ve mesajını aldım. Başta da bahsetmiştim kitap içinde kitap olduğunu Leylandan sonra Bedo ve semaya geçiyor. Hem aşkı, özgürlüğü, devrimciliği hemde vicdani konulara değinerek akıcılığını sağlamış. Bunları anlatırken olay örgüsünü, kurgusunu çok başarılı bir şekilde ilerletmiş. Selahattin Demirtaş 'ın eserleri çok kaliteli okunmalı okutulmalı ... Biz bu eserleri okuyoruz diye bize" teröris " bir çok yazar varken teröristin kitabını
LeylanSelahattin Demirtaş · Dipnot Kitabevi · 20237,4bin okunma
8/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2025 79. kitabı
Kadınlar Mektebi - Moliere /Kadın dediğin! -Kadın dediğin okumaz! -Kadın dediğin kocasına itaat eder! -Kadın dediğin gereğinden fazlasını bilmez! -Kadın dediğinin işi dikip dokumaktır! -Sakal kimdeyse bütün kuvvet ondadır! -Erkek kadına kaşlarını çatıp bak­tı mı, kadının yapacağı şey hemen başını önüne eğmek­tir! -Akıllı bir kadın, insanın başına çorap örmekte şeytan gi­bidir. Gerçek hayattan tanıdık geliyor mu? -Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin. -Kız kısmı okumaz. -Kadın sesli gülmez. -Kadın gece dışarı çıkmaz. -Kadının etek boyu bilmem şu kadar santimetre olmalı. -Kadının yeri kocasının yanıdır. -Kadın çalışmaz. Daha saymama gerek var mı? Eminim böyle düşünceler yüzünden okutulmayan, üniversiteye gönderilmeyen, küçük yaşta evlendirilen ama okuma sevdasını yitirmeyen insanlar vardır aramızda. Benim çevremde sayıları çok fazla. Bunu üzülerek ifade ediyorum. Eser de bu düşünceye sahip bir kahraman olan Arnolphe'un evleneceği kadını kendi düşüncelerine göre yetiştirmesi ile başlıyor. Daha doğrusu yetiştirmemesi. Onu cahil bırakmaya, bilgiden, diğer insanlardan uzak tutmaya çalışması... "Tanrıya dua etmeyi, beni sevmeyi, dikip dokumayı bilsin yeter; ben bunu bilir, bunu söylerim." (s. 3) Eş mi istiyorsun kendine köle mi? Bunu sormadan edemedim. Neden böyle düşünüyor peki? Eğitimsiz kadın itaatkar olur, Kendisine muhtaç olur, Sorgulamaz, Aldatmaz... Ve şöyle bir iddiası var: "Ben bu ruhu istediğim yöne çevirebilirim."
Kadınlar MektebiMolière · İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,303 okunma
8/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." demiş Oğuz Atay. Biliyoruz ki zaten insanlar hayal dünyasında hayal kırıklıklarına yer vermezler. Selim ve Turgut hayallerinde olmayan şeyleri yaşadılar. Ölmeden birkaç defa öldüler. Bu yüzden incelememe alıntılardan başladım çünkü bazı kitaplar insan hayatlarından birer alıntı, alıntıların da birer yaşam tecrübesinden doğan duygular olduğuna inanıyorum. Oğuz Atay'ın en özel ve bilindik eserlerinden biri olan Tutunamayanlar hayata tutunamayan Selim karakterinin hayatından kalan anılarını ve yaşama olan bağlılığını ama var olan, yok edemediği mutsuzluk, bekleyiş, umut havuzunu kaleme almıştır. Selim'in hayatı çatlak bardak da ki su gibiydi. Yaşasa da yaşamasa da hayatı tükendi çünkü tutunamadı hayata. Aşk, sadakat, ölüm, saygı, güven, yalnızlık, iş hayatı, hayat koşulları kısaca sanki doğumdan ölüme kadar sık elenip ince dokunan bir eser olmuş. Her karakterin, kitabı okuyan okuyucuda bir etkisi bırakılmak istercesine duygular yoğunlaştırılmış. Karakterler yazarın dediği gibi ölmeden öldürülmüş fakat hala yaşayan insanlar. Dost kelimesinin sözlükteki anlamı olabilen Turgut', Selim karakterinin hayatında önemli yeri vardı çünkü şimdilerde de eskilerde de dost kavramı bulunamayacak kadar değerli. Turgut, hayata tutunamayan arkadaşı Selim'in hayatından kopup gitmesi ile psikolojik sorunlar yaşamış hatta bir süre arkadaşının ölümüne inanmamıştır. Sevgi ne kadar büyükse bıraktığı hasar da o kadar büyük olabiliyor. Hayat doğumdan ölüme bir kitap gibidir, anılara gelince; o da o kitabı ölmeden göz önünde izlemek gibi... Turgut'un hayatından bahsedecek olursam; ilk okulda sınıfın zeki öğrencisi, itileni, kakılanı ve duygusal olanı. Kendini kitaplara veren, okumayı seven belki de hayatını bir kitapta arayan insandı.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma