Biliyor musun…
Sen, herkesin yükünü sırtlanırken,
kimse senin omzuna elini koymadı.
“Halleder” dediler hep…
Ama sen de yoruldun.
Sen de eksildin…
Geceleri, kimse duymadan ağladığın oldu.
Yine de sustun…
Çünkü kimseyi dertlerinle yormak istemedin.
Kalbin sade bir huzur isterken,
hep karmaşanın ortasında buldun kendini.
Ama artık bil…
Sen, yük taşıyan değil,
yanında huzurla yürünülen bir kalpsin.
Ve bir gün…
Biri sessizce gelip omzuna dokunacak,
“Yalnız değilsin, birlikte taşıyalım” diyecek.
O zaman, sen de hafifleyeceksin.
O zaman, gerçekten iyileşeceksin.
Ne seni anlatmaya yetti zaman, ne beni anlamana.
Dereden tepeden konuştuk, giyimden, kuşamdan, ölümden, yaşamdan;
Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan, kalabalıklardan, filmlerden, kitaplardan, mutluluktan, gözyaşından;
Evlerin iç dünyasından söz ettik...
"Bu dünyayla başkalarının dünyasıydı o uzun uzun anlattıklarımız."