"Azriel'i sevmiyorum," derken sesi çatallandı.
Hiç kıpırdamadan durarak dinlemeye devam ettim.
"Hayır, bu da tam olarak doğru değil. Onu...onu seviyorum. Ailem gibi. Ve bazen daha fazlası olabilir mi diye düşündüğüm oluyor ama... Ona âşık değilim. Onun bana karşı hissettiği şeyleri hissetmiyorum." Son kelimeleri titrek bir fısıltıdan farksızdı.
"Peki onu daha önce sevmiş miydin? O şekilde?"
"Hayır." Kollarını bedenine doladı. "Hayır. Bu mümkün değil... Yani..." Daha önce kendini ifade ederken bu kadar zorlandığını hatırlamıyordum. Gözlerini kapadı, parmak uçlarını etine sapladı.
"Onu bu şekilde sevemem."
"Neden?"
"Çünkü kadınları tercih ediyorum."
Ama Beron. Beron gelmişti.
Eris bu şaşkınlığımızı fark ederek, "Onu Tamlin getirdi," diye açıkladı. "Babamı ensesinden tuttuğu gibi buraya sürükledi." Yarım bir gülümseme. "Çok keyifli bir sahneydi."
spoili
Kitabın başları o kadar boğucuydu ki... Dağın altından çıkmalarına rağmen keşke çıkmasalar mıydı diye düşünmeden edemedim. Tamlin'in Feyre'i böylesine kısıtlaması ve Feyre'in karşı koysa da sürekli bir şekilde boyun eğmesi aşırı sinirimi bozdu. Feyre'in hisleri o kadar üzücüydü ki, kapana kısılmasını, boğulmasını, Tamlin'e bir şey yapması için yalvarmasını en içimde hissettim. Tamlin ile Feyre'in ilişkisinde hep bir şeylerin eksik olduğunu hissetmiştim zaten. Tamlin onun için bir kurtarıcıydı, düştüğü cehennemin içinden uzanan nazik bir eldi. Feyre de ilerleyen bölümlerde tam düşündüklerimi söyledi zaten.
Kitaba bir kez daha Rhysand'ın girişiyle yarattığı o renk cümbüşünü hissediyorsunuz. Rhysand da Rhysand. Başka bir şey diyemiyorum. Tamlin sözde müstakbel kocası olacak olmasına rağmen bir kez bile Feyre'in yavaş yavaş çöküşünü Rhysand gibi anlamadı, görmedi. Feyre, Tamlin'den ayrıldığında içimde tek bir şüphe kalmamıştı diyebilirim. İyi ki dedim. Ve dediğim gibi de oldu. İlerleyen bölümlerde Feyre'in iyileşmesini ve Rhysand ile gelişen ilişkisini okumak çok mutluluk vericiydi. Rhysand'ın, asla ona Tamlin gibi davranmayacağını belirtmesi, sırf onu korumak için arka planda tutmaması, her şeyi anlatması, her zaman yanında olması... Ben fena halde aşık olmuşum dmmdkdjsjwjhdjwk.
En çok bahsetmek istediğim şeylerden biri de kitabın yan karakterleri. Gece sarayı yüksek konsey üyeleri! Mor, Azriel, Cassian ve Amren... Kitaba girdikleri andan itibaren hepsini tek tek o kadar sevdim ki anlatamam.
Mor'un, Feyre'in kız kardeşleri yerini tutması, onların yapmadığını yapması, onu anlaması, hep yanında olması o kadar tatlıydı ki. Beni en çok parçalayan şeylerden biri de Mor'un geçmişiydi. Hangi dünyada olursa olsun kadınların üzerindeki bu bağnazlık asla son
“Biz -yani Rhys, Cass ve ben- en büyük zayıflığımızın bazen en büyük gücümüz olabileceğini birbirimize hatırlatıyoruz. Ve en umulmadık kişinin tarihin akışını değiştirebileceğini.”
“Nephelle Felsefesi.”