Eylemin insanın kendisini ifade etmesi olduğunu, değerinin yaptığı şeylere bağlı olduğunu aklımızda tutarsak diğer yandan eylemlerimizin tamamının olmasada büyük kısmının duygu durumlarıyla kışkırtıldığını hatırlarsak amaçlarımıza uygun duygu durumlarını geliştirip artırabilecek olan ıssız mekanizma üzerinde dikkatli bir şekilde çalışmanın ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.
Her deneyim bizi düşüncelerin zayıflığına inandırmaktadır. Tamamen resmi bir övgü ile edimlerden kaynaklanan aktif bir etkili inancın arasında koskoca fark bulunmaktadır. Aklın dışarıdan hiçbir yardım almaksızın tek başına şehevi güçlerin acımasız saldırısına karşı mücadeleye başladığı an durum çaresizliğe dönüşür.