Terbiye görmüş kötü huylar tıpkı tepesi kurumuş, fakat kökü cilt altında kalıp yerleşmiş çıbanlar gibidir. Patlayıp akmak için bir kaşıntı fırsatı bekler. Bilgili görünen, insan kılıklı, aşırı derecede kibar, üniformalı, fraklı nice insan görürsün ki yerinde ve zamanında hiç beklenmeyen kötülükler kusar. Çünkü kılık, kıyafet, üniforma, frak ahlaksızlığı sadece gözlerden saklayan bir perdedir. Kibarlıkta aşırılık ise, genellikle mayadaki kabalığı örtmek için bir maskedir. Kötü mayalı bir insandaki terbiye ve kibarlık sırf bir ciladır. Ve cam üzerindeki boya gibidir. Kabukta kalır. Mayaya ve öze asla işlemez.
Asırlardan beri din, ilim, terbiye ve ahlâk var olduğu ve bunlar hep bir ağızdan iyilik aşıladığı halde, bugün insanların birçoğu yine hain, katil, yalancı, egoist, dalkavuk, şerefsiz olmaktan kurtulmuş değildir ve kurtulamaz. Çünkü, huy ve tabiat ayrı bir şeydir. Bir insanın huyu maddi varlığının bir parçasıdır, Maddeyi değiştirebiliriz. Fakat tabiat ve özünü değiştiremeyiz. Bir demir parçasını teknik yöntemlerle şekilden şekile sokar, meselâ çelik haline koyarsınız. Fakat demirin tabiatını değiştirip de onu altın yapamazsınız. Demir daima demirdir, altın da altındır. Yırtıcı bir hayvanı terbiye ederek bir dereceye kadar uysal bir hale koyabilirsiniz. Fakat kediyi fare yakalamaktan, köpeği kemik yalamaktan vazgeçiremezsiniz
İnsanların çoğu, bindiği eşeği unutup da kayboldu sanarak pazarda eşek arayan Nasrettin Hoca’ya benzerler. Onlar da, mutluluğun kendi içlerinde olduğunu unutarak, onu barlarda, kahvelerde ve eğlencelerde ararlar.
Tekrar edeyim ki, insan zekâsı ve bilgisiyle değil, ancak iradesi ile insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat, ahlâkî irade canlı organizmalar zincirinin son halkasını oluşturan insana has bir güç ve ayrıcalıktır. İrade; yalnız insanı hayvandan değil, aynı zamanda insanları birbirinden ayıran ve aralarında üstünlük ve aşağılık farkları yaratan tek ruh kuvvetidir. Etrafına bak, gördüğün üstün insanlar bunu hep iradelerinin kuvvetine borçludurlar. Tarihte şerefli yer almış ve ün kazanmış şahsiyetlerin hepsi bunu irade silahı ile elde etmişlerdir. Bu bir kanundur ve istisnası yoktur. Basit zekâlı, az bilgili, hatta bilgisiz insanlardan başarılı olanlar çok görülür. Fakat, zayıf iradeli insanlardan başarılı olmuş ve yükselmiş tek bir örnek gösterilemez. Çünkü başarılı olmak ve yükselmek sırf gayretin meyvasıdır; gayret ise, iradenin ifadesidir.