Bilmem size de hiç oldu mu?.. Bazen insan bir kitapta kendisinin de aklından geçmiş bir fikre, ta derinden hatıra gelen silinmiş bir hayale rast gelir ki bu, en ince hissinizi anlatıyor sanırsınız.
Tolstoy’un son büyük romanı…
Bazı kitaplar insanı resmen silkeleyip kendine getirir. Bu kitap benim için öyle oldu.
Okurken Nehlüdov ile birlikte ben de o mahkeme salonunda oturdum o vicdan azabını ben de çektim.
Hayatımızda hata deyip geçtiğimiz şeylerin başkalarının hayatında nasıl devasa enkazlara dönüştüğünü çoğu zaman görmezden geliyoruz. Adaleti adliye saraylarında ararken insanın kendi içindeki o asıl mahkemeyi nasıl unuttuğunu Tolstoy bu eserinde yüzümüze çarpıyor. Bize vicdanın sesinin dünyanın tüm gürültüsünden daha yüksek olduğunu hatırlatıyor.
Bize resmen şunu diyor. “Kendini kandırmayı bırakırsan, ancak o zaman yeniden doğabilirsin.”
Tolstoy’un o meşhur gözlem yeteneğine hayranım.
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Hapishanelerde tanık olduğu bütün o korkunç kötülüklerin ve bu kötülükleri yapanların başları dinç,?kendilerine güvenli hallerinin sırf insanların olmayacak bir işi yapmak istemelerinden, yani kendileri de kötü davranarak kötülüğü düzeltmek istemelerinden kaynaklandığını da şimdi çok açık bir şekilde anlıyordu. Ahlaksız insanlar, başka ahlaksız insanları yola getirmek istiyorlardı ve bunu hiç düşünmeden, mekanik bir iş gibi yapabileceklerini sanıyorlardı. Ancak bundan bir tek şey çıkıyordu: İnsanların bu şekilde, hayali bir şekilde cezalandırılması ve yola getirilmesinden kendilerine bir meslek yaratmış olan birtakım yoksul ve çıkarcı insanların kendileri en uç derecede ahlaksızlaşmışlardı ve acı çektirdikleri insanları da sürekli olarak ahlaksızlaştırıyorlardı. Gördüğü bunca dehşetin nedenini ve bu dehşeti ortadan kaldırmak için ne yapmak gerektiğini şimdi bütün açıklığıyla anlamıştı.