Zaferler ve başarılar hak edenlerin değil nasip edilenlerindir. İstesek de izin verilmeyen bir kalbe giremeyecek, kursağımıza pay edilmemiş bir yemişi çiğneyemeyeceğiz. Evet, belki her yenilgiden sonra yeniden yeniden denemeliyiz. Nasibimize yenilginin düştüğünü öğrenebilmek için bile buna değer. Hem zaten bunun bilgisine ulaşmak bir zafer değil midir?
Hepimiz yorgun görünüyoruz. Sehirlerimiz bizim, fakat onlar uğruna savaşmaya zorlanıyoruz ve bu çok yorucu. Biraz dinlenmeli, güzel bir uyku çekmeliyiz. Ama yarın ortalığı karıştırmak üzere erkenden uyanmalıyız.
Öfke ve kin; doğruluğun sınırları dışında kalan iki tutkudur. Bu tutkular sadece işlerine akıllarıyla bağlanmayan insanların işine yarar. Doğru ve temiz işler, hep ölçülü ve ağır başlıdır. Ölçü olmayan yerde kavga, gürültü ve adaletsizlik vardır.
Kendimde, türlü durumlar içinde bulamadığım karşıtlık yok. Utangaç ve yüzsüz, çekingen ve atılgan, sessiz ve geveze, kaba ve ince, ahmak ve zeki, babacan ve aksi, yalancı ve doğru sözlü, bilgili ve cahil, cömert ve cimri; yerine göre bütün bu durumları az çok kendimde görüyorum.