Akılalmaz bir kurgu ile insan psikolojisine derinden etki eden beyaz körlük denilen salgın bir hastalığın konu edildiği distopik romanı tamda korona günlerinde okumak nasip oldu. Korona pandemisiyle hayatın akışının durduğu bu günlerde körlük gibi bir pamdemi olsaydı neler olurduyu sorgulayabilmemizi sağlamış yazar. Bu
Kitabı farklı kılan etkenlerden biride yazarın yaşanan ülke, şehir ve romanda anlatılan kişilerin hiç birine isim vermemiş olması, bunun yerine kişileri niteleyen sıfatlarıyla anlatıp kitaba farklı bir tarz kazandırmış olmasıdır.
Aslında yazarın anlatmak istediği asıl konuysa görmeyen değil görmek istemeyeni anlatmaya çalışmıştır. Asıl kör olmayanların Doktorun karışı gibi vicdanı olan insanların azınlıkta olmasıdır. Kitabı okuduktan sonra yaşantımızı sorgulayabilmemizi de bize hissettirmiş yazar...