Fatih ile Harbiye, Şinasi ile Macit, Ud ile Keman, Alaturka ile Alafranga, Hilal ile Haç, Doğu ile Batı. Yüzyıllardır bitmeyen bir mücadele. Ve bizim bu mücadeledeki tarafımız. Kafa karışıklığımız.
Kitap bizim milletçe son üç yüz yılımızı işgal eden doğu batı çatışmasını ve bizim nerede konumlanacağımız gibi sorgulamaları Neriman ve Şinasi’nin ilişkisi üzerinden bize aktarıyor. Neriman, Fatih semtinde yaşayan ve tam bir şark hayranı olan Faiz Bey’in kızıdır ve Darülelhan’da (Konservatuar) ud eğitimi almaktadır. Babası gibi şark hayranı olan Şinasi ile yedi yıldır nişanlıdır ve artık evlilik planları yapmaktadırlar. İki genci de çevresi o kadar çok severler ki o günün toplumunun değer yargılarını düşündüğümüzde bir hayli uzun sürmüş olan nişanlılık süresine rağmen başkalarına şiddetle karşı koyacak mahalle baskısı bile bu iki gencin görüşüp konuşmasını hoş karşılamaktadır.
Yalnız günün birinde Macit’in Neriman’ı Pera Palasta bir baloya davet etmesiyle işler değişmeye başlar. Biraz balo ortamının etkisiyle biraz da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurulduğu yıllardaki batılılaşma hareketlerinin umumi etkisi altında kalan Neriman’da batı özentisi gün yüzüne çıkar ve hayatında sorgulamalar yapmaya başlar.
Sorgulama dedin mi orada duracaksın. Bir kitapta sorgulama yapılıyorsa o kitap okunmaya değerdir. Dostoyevski’yi, ve Kafka’yı bu sebepten çok severim. Bu kitabı da bu sebepten sevdim ve Peyami Safa’nın diğer kitaplarını da okuyacağım. Dönelim konumuza. Neriman doğu ve batı kültürleri arasında sıkışıp kalıyor. Bir tarafta Şinasi, diğer tarafta Macit.
Başka yorumları incelediğimde Nerimana gıcık olanlar olmuş. Elbette Şinasi bir tarafta dururken ve yedi yılın ardında tam evlenecekleri hengamda Şinasi’den habersiz Macitle görüşmeye başlaması ve Şinasi’ye yalan söylemesi