Kuşlar, ne istediğini bilmeyen zavallı, akılsız mahluklar. Kafesten kaçıncaya kadar türlü türlü üzüntüler içinde çırpınıyorlar. Fakat sanır mısınız ki, dışarıda daha fazla bahtiyar olacaklar? Hayır, buna imkan yok. Ben, öyle sanıyorum ki, bu biçareler her şeye rağmen kafeslerine alışıyorlar, açık havaya kavuştukları zaman bir dal üstünde, başlarını kanatları içine gizleyerek geçirdikleri gecelerde sabaha kadar bu kafesi düşünüyorlar, küçük gözlerini pencerelerin aydınlığına dikerek hasret çekiyorlar. Kuşları zorla kafelerde alıkoymalı, mğdire hanım, zorla, zorla..
"Ah bu erkekler! Hepsinde aynı gurur, ayni kendini beğeniş. Bizim de bir kalbimiz olduğunu, bizim de 'mutlaka' isteyecek bir şeyimiz olabileceğini, bir türlü akıllarına getirmek istemiyorlar."