''Görkeme ulaşma çabası insanın yaşam alanını da daraltır. Yaşamı kendisini üstün hissedebileceği durumlarla sınırlandırdığından yeni deneyimlere ve değişik yaşantılara kapalıdır. Kaldı ki sürekli görkem ya da kusursuzluk bir ütopyadır.''
''Oysa insan, gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır ve çevresine karşı da daha hoşgörülü olur. Bunu başaramayan biri ise hoşlanmadığı ve kabul etmediği bilinçdışı benliğini diğer insanlara yansıtır, onları eleştirir ve kınar. Bunu yaparken, aslında, tanımadığı gerçek benliğini seyretmekte olduğunun farkında değildir.''
Çiçero, "Bilimlerin Bilimi" adlı muhteşem yazısında şöyle haykırır: "Ey felsefe, ey hayatın rehberi! Ey erdemlerin ve kusurları uzak tutan şeylerin arayıcısı! Sensiz bizim halimiz, çağların hali ne olurdu? Sen ki şehirleri yaratansın, sen ki dağılmış insanları hayatın toplumsal keyfine çağıransın."
''Zerdüşt'ün Tanrı'ya tapınmak için bir mağarayı kutsayan ilk kişi olduğunu söyler. Çünkü mağara yeryüzünü veya alt karanlık dünyayı sembolize ediyordu.''
Sayfa 52 - Mitra mağaraları, Porphyry, Cave of the Nymphs [Periler Mağarası]·Kitabı okudu