Ziya

Ziya
@TryingToUnderstand
What if not? nullius in verba/memento mori/omnes una manet nox/sub specie aeternitatis #130893017 #135188298 #133405446 #134412952
yaşamak
CE, GTU
soluk mavi nokta
Eskişehir, 18 Nisan
9 kütüphaneci puanı
511 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı

Ziya

, bir kitap okudu
10/10
·192 syf.·
Beğendi
·
25 saatte okudu
·
2022 64. kitabı
Christy Brown
8.3/10 · 94,9bin okunma
Reklam
Ay'ı kucaklıyorum Kucaklıyorum Ay'ı Bir yaz gecesinin esintisiyle tenimi okşuyor Ay Ve yıldızlara bakıyorum İnsan bunlara dokunabilir mi? Bir ateş böceğini usulca eline alır gibi hani Yıldızları hevesle dolduruyorum sepetime Ama faydasız bir uğraş yıldız toplamak Kişi yıldızları öyle sepetiyle alıp götüremez ki evine Duvarlarına koyup seyredemez öyle onları Berrak yıldızları seyretmek istiyorsam eğer Çıkmalıyım duvarların ardından Çıkmalıyım işte
Hâlâ konuşamıyordum ama nedense yeni arkadaşımla beraberken konuşamamam çok büyük bir sorun oluşturmuyordu. Kendimize ait, garip, bilinçsiz bir dilimiz vardı sanki. Kendimizi birbirimize özgü bir şekilde ifade edebiliyorduk. O zamanlar telepati hakkında hiçbir şey bilmiyordum; ama bunun bile Bayan Delahunt'la homurdanmama dahi gerek kalmadan sohbet edebilmemizi açıklayabileceğini sanmıyorum.
Edebiyat
Ama benim duygularım değişmişti. Benden ya da hayattan bir şeyler eksilmişti sanki, ama hangisi olduğunu bilemiyor dum. Onlarla eskisi gibi gülemiyordum. Bende bir tuhaflık fark edip etmediklerini görmek için uzun uzun yüzlerine, gözlerinin içine bakıyordum.
Edebiyat
Artık on yaşında, yürüyemeyen, konuşamayan, kendi kendine yemek yiyemeyen ya da giyinemeyen bir çocuktum. Çaresizdim, ama ne kadar çaresiz olduğumu yeni fark etmeye başlamıştım. Kendimle ilgili hâlâ hiçbir şey bilmiyordum: diğerlerinden "farklı" olduğum gerçeği dışında. Beni farklı kılan şeyin ne olduğuna ya da neden böyle olması gerekti ğine dair hiçbir fikrim yoktu. Yalnızca koşamadığımı, futbol oynayamadığımı, ağaçlara tırmanamadığımı, hatta diğerleri gibi kendi kendime yemek bile yiyemediğimi biliyordum. Buna bir anlam veremiyordum. Bu konuda net bir şekilde düşünemiyordum bile. Yalnızca içimde, derinlerde bir yerde, sivri bir iğnenin çocukluğumun bütün güzelliklerini ve hayallerini delip parçaladığını, sakatlığımı çırılçıplak, saklanamayacak bir gerçek haline getirip beni bu gerçekten kaçamayacak kadar güçsüzleştirdiğini hissediyordum.
Edebiyat
Reklam