Koşulları çok ideal olan, hayvanların kendi doğal ortamlarının oluşturulduğu özel bir hayvanat bahçesini ele alalım. Yaşadıkları iklimsel koşullar, beslenme kaynakları ve kendi türdeşleriyle bir likte olmak gibi olanaklar sağlandığında bu hayvanların sorunsuz bir şekilde yaşayabildiğini görebiliriz. Peki, benzer bir şekilde, bir grup insanı temel ihtiyaçlarını karşılayacakları bir ortamda tuta cak olsak sonuç ne olurdu acaba? Biraz hayal gücümüz kullanırsak, böylesi bir ortamın hapishaneye benzeyeceğini ve insanların orada kolay kolay mutlu olamayacağını tahmin edebiliriz. Temel gereksinimleri karşılandığında ve ağrısı, acısı olmadığında belki bütün diğer canlılar rahat edebilirken, düşünebilen canlının (insanın) sadece bunlarla mutlu olması zor görünüyor. Çünkü gelişmiş bir düşünme yeteneği olmayan hayvanların duygusal tepkileri büyük oranda dış etkenler tarafından belirlenirken, insanın duygusal tep kileri aynı zamanda iç dünyanın (yani gelişmiş zihinsel özellikleri sayesinde düşüncelerinin) etkisiyle de ortaya çıkabiliyor.
Her zaman bunun olacağından korkmuştu, ölümden korktuğundan da çok. Ölmek, kendini yitirmek ve diğerlerine katılmaktır. O ise kendini kurtarmış, diğerlerini yitirmişti.