Tual

Arkasında kendi silüetini taşıyan bir karanlık bırakmak, bir insan için felakettir.
Sayfa 373
Reklam
Yolculuk etmek her an doğup, her an ölmek anlamına gelir. Belki de zihninin belli belirsiz derinliklerinde bu değişen ufuklarla insanın varoluşunu yakınlaştırıyordu. Yaşamın her nesnesi sürekli olarak önümüzden kaçıp gider. Karanlıklar ve aydınlıklar birbirlerine karışır. Bir göz kamaşmasının ardından, bir karaltı; bakılır, acele edilir, geçip gideni yakalamak için eller uzatılır; her olay bir yolun dönemecidir; ve aniden insan yaşlanmış olduğunu fark eder.
Sayfa 296
Sabahların da akşamlar gibi hayaletleri vardır. Onları görmese, farkına varmasa da, bu karanlık ağaç ve tepe siluetleri ruhundaki sarsıntıya kasvetli, lanetli bir şeyler ekliyorlardı.
Sayfa 288
Tek bir kişinin, çok sıradan bir kişinin vicdanı üzerine bir şiir yazmak, tüm destanları daha yüce ve nihai bir destanda eritip karıştırmak anlamına gelir. Vicdan hayallerin, aşırılıkların, eğilimlerin kaosu, düşlerin fırını, utanç verici düşüncelerin barınağı, safsataların batakhanesi, tutkuların savaş alanıdır. Ara sıra düşünen bir insanın soygun yüzünden içeri sızıp o ruha, o karanlığa bakarsanız, orada, dış dünyanın sessizliğinin gölgesinde, Homeros’ta olduğu gibi devlerin savaşını, Milton‘da olduğu gibi ejderhaların ve canavarların dövüşmelerini, hayalet bulutlarını, Dante’de olduğu gibi hayalî sarmalları görürsünüz. Her insanın içinde taşıdığı ve beyninin iradesini ve günlük davranışlarını umutsuzlukla ölçtüğü o sonsuzluk ne de kasvetlidir!
Sayfa 264
Artık hiçbir şeyi umursamıyor, hiçbir şeyden korkmuyordu. Tüm bulutlar üzerine yayılmış, tüm okyanuslar üzerinden geçmişti! Ama ne önemi vardı! O, suyu sonuna kadar emmiş bir süngerdi. En azından böyle sanıyordu, ama her şeyin sonuna gelindiğini ve artık dibe vurulduğunu düşünmek bir hataydı. Ne yazık! Tüm bu kaderler neden böyle iç içe geçmiş halde sürüklenirler? Bu neden böyledir? Bunu tüm karanlıkları gören bilir. Tektir. Adı Tanrı’dır.
Sayfa 226
Reklam