Tual

1823’te, yüce gönüllü İspanyol ulusuna yapılan saldırı, Fransız devrimi’ne de yapılmış kabul edilmelidir. Fransa bu canavarca suçu tepeden inme talimatlarla işliyordu; çünkü özgürlük savaşları dışında, ordular her şeyi tepeden inme talimatlarla yaparlar. Edilgen itaat denen şey budur. Bir ordu, bir miktar devasa güçsüzlükten gücün teşekkül ettiği bir bileşim, tuhaf bir başyapıttır. İnsanlığın, insanlığa rağmen insanlığa karşı sürdürdüğü savaş ancak bu şekilde açıklanabilir.
Sayfa 437
Reklam
Kraliyet törenlerinin ve askerî törenlerin nezaketi sembolize eden karşılıklı gümbürtü alışverişlerinde, liman ve kale ritüellerinde, güneşin her doğuş ve batışının kaleler ve savaş gemileri tarafından selamlanmasında, limanların açılış ve kapanışlarında vs., kısacası uygar dünyada toplumda her yirmi dört saatte gereksiz yere yüz elli bin top atışının yapıldığı hesaplanmıştır. Bir top atışının altı franka mal olduğu düşünülürse, her gün dokuz yüz bin, her yıl yaklaşık üç yüz milyon frankın buhar olup uçtuğu söylenebilir. Bu sadece bir detay. Bu arada yoksullar açlıktan ölürler.
Sayfa 435
Ohain hendeğinden söz etmiştik. Bunca yürekli asker için ölümün ne anlama geldiğini düşünmek bile insanın içini ürpertiyor. Korkunç olan bir şey, düşleri geride bırakan bir gerçeklik varsa, o da yaşamak, güneşi görmek, erkeklik gücüne tam olarak sahip olmak, sağlıklı ve neşeli olmak, yiğitçe gülmek, karşıda duran göz kamaştırıcı zafere koşmak, göğsünde bir ciğerin soluk aldığını, bir yüreğin çarptığını, beyninde bir iradenin akıl yürüttüğünü hissetmek, konuşmak, düşünmek, umut etmek, sevmek, bir anneye, bir kadına, çocuklara, aydınlığa sahip olmak be birden, birkaç saniyelik bir çığlığın ardından bir uçuruma yuvarlanmak, düşmek, ezmek, ezilmek, buğday başaklarını, çiçekleri, yaprakları, dalları görmek, hiçbir şeye tutunamamak, boşuna çırpınmak, kılıcın bir işe yaramadığını, altında insanların, atların olduğunu, karanlıklarda bir çiftenin kemikleri kırdığını, bir topuğun gözleri oyduğunu hissetmek, atların nallarını öfkeyle ısırmak, boğulmak, hırlamak, büzüşmek, altta kalmak ve kendi kendine şöyle demektir: Az önce yaşıyordum!
Sayfa 423
… Avrupa’nın efendisi bir kafese kapatıldı, eski rejimin ismi yeni rejim oldu ve yeryüzünün tüm karanlığıyla tüm aydınlığı yer değiştirdi, çünkü bir yaz gününün öğleden sonrasında bir çoban, ormanda bir Prusyalı‘ya, buradan değil şuradan gidin! demişti. Bu 1815 yılı iç karartıcı bir Nisan ayı gibiydi. Tehlikeli ve zehirli eski gerçeklikler yeni görünümlere büründüler. Yalan 1789 ile evlendi, krallığın kutsal hakkına anayasa makyajı yapıldı, uydurmalar anayasaya dâhil edildi, önyargılar, batıl inançlar ve art düşünceler 14. madde sayesinde liberalizmle cilalandılar. Yılanların deri değiştirmesi gibi.
Sayfa 418
Zafer kılıçla birlikte imparatorluk asasına dönüşüyorsa, imparatorluk zaferin ta kendisi olmuş demektir.
Sayfa 416
Reklam