Bebek kadınsı çocukluğun en önemli gereksinimlerinden ve en sevimli içgüdülerinden biridir. Ona özen göstermek, bir şeyler öğretmek, onu süslemek, giydirmek soymak, yeniden giydirmek, biraz azarlamak, sallamak, şımartmak, uyutmak, bir nesnenin bir insan olduğunu düşünmek, küçük kızların geleceği bundan ibarettir. Düşler kurup çene çalarken, küçük bebek giysileri, korseler, zıbınlar dikerken, çocuk genç kız olur, genç kız olgunlaşır, olgunlaşan kız kadın olur. İlk çocuk, son bebeğin arkasından gelir.
Bebek siz bir küçük kıza çok nadir rastlanır ve bu kız çocuksuz bir kadın kadar bahtsızdır.
Bu üç küçük kızın yaşlarının toplamı yirmi dördü bulmasa da, bir yanda kıskançlık, bir yanda hor görü olmak üzere şimdiden toplumun özünü temsil ediyorlardı.
Bir kış gecesi, bir ormanın derinliklerinde yaşanan bu sahnenin kahramanı olan bu küçük çocuğun içler acısı halini o sırada sadece Tanrı görüyordu.
Ve de ne yazık ki annesi! Çünkü mezarlarındaki ölülerin gözlerini açtıran olaylar vardır.