Kitabın konusu oldukça ilgi çekiciydi yer yer hayata karşı bitakım ironilerin serpiştirildiği ve yazımının akıcı bi üslupta olduğunu söyleyebilirim . Kitabın kısa olması da benim için tek olumsuz yanıydı :)
Evet yazarın okuduğum ilk kitabı .Kitabın konusu her ne kadar aşk diye geçse de aşkın a sını göremedim açıkçası . Tabi yazılan dönemi de yoruma katarsak kıza hiç dokunmamasını kendince aşk zannetmesini anlayabiliyorum ama yine de pedofililikten gözümüzü alamıyoruz kitapta. Yazım dili ne kadar kolay olsa da anlamlandıramadığım bir zorluk hissettirdi ya da yeterince duygu alamadım yazılardan .
Yazı edebiyatın gücünün en büyük örneğiydi .
Tanrı bile kendini yazıyla anlatıyordu . Peki ya yazıdan önce tanrı yok muydu ?
Yazıdan önce insanlar neye sığınıyordu?
İnsanın en büyük mutluluğu kişiliğidir demiş Goethe …Aslında nevrotikliğin parça parça her insanda olduğunu düşünüyorum lakin bunların ipi yine kişinin kendi elinde . İnsan kendi olduğu sürece özgürdür ve bunun sonucunda kaygısızdır. Kaygı birçok şeyi ele geçirir. Onaylanmamak aşağılanmayı getirirmiş nevrotiklerde . Onaylanmamanın da sebebi aslında yine kaygı . Kişi kendini rahat bıraksa özgürleşir aslında . Önemli olan bir yerden kısırdöngünün kırılması .Hatta çoğu başarılı insan başarısını nevrozlarına borçludur bile diyebiliriz.
Kitapta çok değişik düşünce tarzlarına sahip oldum . Av ve avcılığı günümüzdeki kadınların leopar desen giyme arzusunun üreme isteğine, neslin devamlılığına bağladığı farklı birçok bakış açısı edindiğim bir kitap oldu .Kesinlikle okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap :)