Issız bir adada, medeniyetin bize zorunlu kıldığı kurallar hala geçerli olur mu?
Toplumda var olan eşitsizlik peki? Adaya düşenler, aralarında hiçbir fark olmadığı halde bunu devam ettirir mi?
Maalesef herhangi bir medeniyet şehrinde de olsak, ıssız bir adada da olsak insan olarak doğamızda var olan bu ayrımcı ruh, bizimle beraber olacaktır!
Ne zaman ki insanlar birbirlerini görünüşleriyle ya da güçleriyle değerlendirmeyi bırakır, işte o zaman gerçek bir değişime adım atılmış olur. Ne yazık ki o zaman dilimi hiç gelmeyecek!
Zengin, fakir, güçlü, zayıf, asil, sıradan, ezen, ezilen... Adına ne derseniz artık, zıtlıkların ayrıma sebep gösterilmesi ve bunun doğal karşılanması insanlık gerçeği!
Lider olmak ya da birilerini egemenliği altına almak duygusu ve bu duygunun verdiği haz, her insanda eşit midir bilmiyorum ama bu duygunun yaratılışla birlikte bize verildiğini söylemek çok da abes olmaz sanırım. Bu duygunun kişiden kişiye değişmesi ise, insanın sahip olduğu vasıflarla alakalı olmalı.
Adaya düşen bir avuç çocuk ve içlerinde gücü kime yetiyorsa hepsi kendince birer lider!
Bu liderlik duygusu, yaşadığımız hayatın her evresinde de , ıssız bir adada da aynı.
Güç, geniş bir anlam içerir. Kim daha güçlüyse toplumda lider odur. Yönetmek ve emretmek ona bahşedilmiş bir yetenektir sanki.
Görülen o ki nerede olursa olsun, insan topluluğu düzen kurma hırsı adına düzensizlik yaratan tek varlıktır alemde!
Kitabın hikaye kısmından ziyade, bir gurup çocuğun hiyerarşisi ve aralarındaki ilişki boyutu beni daha çok ilgilendirdi. Onun dışında Lost adlı diziyi duymayan kalmamıştır sanırım, bu da onun çocuk versiyonu diyebiliriz. Issız bir adaya düşen uçaktan, sağ kalan çocukların yaşam mücadelesi...
Yetişkinlerden biraz farklı bir durum söz konusu. Oyun onların bildiği en iyi