Deneyciliğin ve bilimin onca zaferine rağmen pek çok insan hâlâ bazı sıra dışı olayları doğal nedenlerin sonucu yerine mucize olarak kabul etmeye devam etmektedir.
Descartes herhalde asla "Cogito ergo sum" ("Düşünüyorum öyleyse varım") dememiş olmayı dilerdi. Ne de olsa artık hemen herkes onu sadece bu cümlesiyle hatırlamaktadır. Ha bir de bu cümleyi bir ekmek fırınının içinde otururken söylediği gerçeğiyle. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, sarf ettiği "cogito" mütemadiyen yanlış yorumlanmış ve Descartes'in düşünmeyi insan olmanın özsel özelliği saydığı sanılmıştır. Hoş, esasen buna inanıyordu ama bu inancının cogito ergo sum ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Descartes aslında cogito'ya kesinkes emin olabileceği herhangi bir şeyin bulunup bulunmadığını keşfetme amaçlı köktenci bir şüphe deneyi sonucunda ulaşmıştı. Deneyine dış dünyanın varlığından kuşkulanmakla başladı. Bu kadarı kolaydı. Belki de gördüğü düş veya sanrıydı. Ardından kendi varlığından kuşkulanmayı denedi. Fakat ne kadar kuşkulanırsa kuşkulansın, sürekli olarak bir kuşkucunun varolduğu gerçeğiyle yüz yüze geliyordu. Bu kuşkucu kendisinden başka kim olabilirdi ki? Kendi kuşkulanmasından kuşkulanamıyordu! Eh, sadece, "Dubito ergo sum"[5] deseydi, belki de onca yanlış yorumdan kurtulabilirdi...