Kitap bir çok duyguyu barındırıyor. Sevgi emektir metaforu(Sonya), dostluk (Razumihin) korku, ruhsal buhranlar, sonu gelmez şüphe, fedakarlık ve az biraz kibir. Kendini sıradan saymayan ve bunun gereği olarak kendinde suç işleme hakkını gören özünde iyi olan yoksulluğun pençesinde çaresiz ve bir o kadar da cömert kahraman. İşlediği suçun kötü birşey olduğunu asla düşünmeyen ve bir kere bile vicdan azabı çekmeyen kahramanın hayatı, yakalanma korkusu sonucu içinden çıkılmaz hale gelir. Ve nihayet yakalandıktan sonra hayattan tam kopmuşken suçu işlemesine kısmen sebep olan anne ve kızkardeşine olan sevgisi bu sefer Sonya'da vücut bulur ve yeniden doğuş olur bu sevgi onun için. Ve Dostoyevski bize bir katili(!) sevdiren suç kadar arkasındaki sebebi görmemizi sağlayan; yeteneği hakkında çokta konuşulmaya gerek bile duyulmayan büyük insan...
Goethe'nin "Dünya hassas kalpler için cehennemdir." cümlesi aslında kitabı bir cümleyle özetlememizi sağlayabilir. Eser edebiyat aşığı hayalleri olan bir gencin hayallerinden teker teker vazgeçmek zorunda kalmasını anlatır. Devamında bu gencin hayalleri dahil kaybedecek bişeyi kalmayınca kaçış maiyetinde yeni başlangıcı içler acısı bir durumdur. Halit Ziya Uşaklıgil'in geçiş niteliği taşıyan eseri bol betimleme ve ruhsal çözümlemelerle biraz yorucu olsada kesinlikle okumaya değer bir kitap.