Hep senin etrafındaydım, hep gergin ve hareketliydim; ama sen beni ancak cebinde taşıdığın ve karanlıkta sabırla senin saatlerini sayıp ölçen, yollarında sana duyulmayan nabız atışlarıyla eşlik eden ve senin aceleyle bakışlarının saniyelerini tik taklarının ancak milyonda birinde yöneldiği saatin yayının gerginliğini hissettiğin kadar hissedebiliyordun.
“Ben onlar için hiçbir şey değilim… Hiçbir şey değildim. Senelerden beri aynı evde beraber yaşadık…bu adam kimdir diye merak etmediler..şimdi çekip gideceğimden korkuyorlar…”
Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?