Tuba Asar

Siz, hepiniz ne soğukkanlı adamlarsınız! Karşınızda çıldırmış birisini görüyorsunuz da bütünüyle sakin bir biçimde, 'Abartıyorsun!' diyorsunuz. Ah! Bilsen, bütün hülyalarımdan sonra bugün şunları Emniyet Sandığı'na götürmek zorunda bırakan sebeplerin acılığını hissetsen... Yok, hissediyorsun değil mi Şekib? Bana acıyorsun değil mi?
Alıntı
Reklam
"Bak şu gökyüzüne, ne görüyorsun, mailiklerden mürekkep bir deniz... Gözlerinle onun içine girmeye çalış; ο mailikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun? Mai... Daima mai... Değil mi? Sonra bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? Donmuş, simsiyah bir renk... Of. O siyah tabakaları parçalayarak içeriye bak; in, in, in, ne kadar inebilmek mümkünse o kadar in; ne buluyorsun? O siyahlıklar içinde ne buluyorsun? Siyah... Daima siyah değil mi? İşte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah, daima siyah... Bir şey ki mai ve siyah olsun. Hasta mıyım bilemiyorum; fakat ah! O ne yazmak istediğimi bilsem; onu şöyle karşımda resmi çıkarılmış, betimlenmiş görmek mümkün olsa; işte o zaman, sanıyorum ki artık ölebilirim; hayatta payına düşeni tamamıyla almış bir adam olarak gözlerimi kapayabilirim."
Alıntı
Elbette hayatını ilk defa yaşamasından kaynaklanıyor olmalıydı. Bir yazar olmanın hayalini de ilk defa kurmuş, sevdiği eşi tarafından da ilk defa terk edilmiş, biricik oğlu için de ilk defa yetersiz bir babaya dönüşmüştü. Bu yüzden o kadar beceriksizce hareket ediyor, beceriksizce konuşuyor ve yalnız görünüyor olmalıydı. Youngju sorular sorup Sungchul cevaplarken, Minjun aniden bu hayatın kendisi için de bir ilk olduğunu fark etti. Film izlediği zamanlarda son derece bariz şeyler birer farkındalığa dönüşürdü. Bu hayatı ilk defa tecrübe ettiği için düşüncelerle savaşıp endişelere kapılıyordu. İlk kez yaşıyor olduğu için hayatı böylesine değerliydi. İlk olduğu için yaşamımızın nasıl sona ereceğini de, beş dakika sonra neyle karşılaşacağımızı da bilemiyorduk.
Alıntı
Kitaplar, kısıtlı deneyimlerimizle hiç görmediğimiz bir dünyanın barındırdığı acılarla çevrelenmiştir. Bir başka deyişle, eskiden farkında olmadığımız ıstıraplarla karşı karşıya kalırız. Bir başkasının kederini derinden hissederken sadece kendi başarımız ve mutluluğumuzun peşinden koşmak zorlaşır. Bu yüzden kitap okumanın, aksine bizleri bahsedilen o başarıdan uzaklaştırdığı kanaatindeyim. Kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz; başkalarının yanında durmamızda yardımcı olur. Bu sebeple bizler bir başka açıdan başarıya ulaşıyoruz aslında."
Alıntı
Tekrar üzerine yoğunlaştı. İyi bir kitabın kriteri neydi? Yaşama dair öğeler barındırması. Öylesine söylenmiş sözler değil, derin bir bakış açısıyla dürüstçe yazılması. Youngju, Minchul'un annesinin yaşlı gözlerini düşünüp bir madde daha ekledi: Yaşamı anlayan bir yazar tarafından yazılmış bir kitap olması. Anne ve kızıyla, anne ve oğluyla, kişinin kendisiyle ilgili kitaplar. Dünyaya dair, insana dair kitaplar. Yazarın engin anlayışının okuyucunun kalbine dokunması; o dokunuşun, okuyuсunun hayatı anlamasına yardımcı olması. Bir kitabı güzel kılan, işte tam olarak bu nitelikler değil miydi?
Alıntı
Reklam