Elinizde bir taş olduğunu hayal edin. Şimdi atın onu suya. Duyuyor musunuz çıkan sesi?
Görüyor musunuz oluşan halkaları?
İşte ben bu kitabı okurken çokça gördüm o halkaları
Küçük bir kasabada geçen hikayede kahramanımızın çocukluğunda önemsenmediğini anlattığı yerde belki bir anlayacak dayanak bulacak sandığı yerde bunun abartılacak birşey olmadığını söylediklerinde oluştu ilk halka
Sonra bu yaşta taş sektirmekte neyin nesi sanki para mı kazandırıyor vb. söylemler devam ettirdi halkaları
Yaşı geldiği için evlenmesi gerektiği gereğinin yapılması için yardımcı olacak aracı teyzeleri dinlemesi gerektiği söylendiğinde bir halka da onlar oluşturdu
Kurşun dökmeler, hocaya gitmeler en son çare psikolog bir halkada oradan
Bu kadar anlaşılmadığı yerden gitmek istemesi, gitmeyi denemesi, gidememesi, çaresizliği, korkaklığı bir halka da buradan
Kendi adına kararları hep başkalarının alması daha bir çok hikaye bir çok halka daha
Derken bir taş attım halkaların içinde kayboldum gittim.
Hayatın içinde sıkışıp kalanların,
anlaşılmak isteyip anlayacak kimse bulamayanların, anlatmaya mecali olmayanların
kendinden çokça birşey bulacağı bir kitap. Okuyun sizde kendinizden mutlaka birşey bulacaksınız.
Biraz mutlu biraz da mutsuzum. Çünkü böyle iyi bir yazarı okuyan az sayıda kişiden biri olmaktan. Yine aynı sebepten de üzgünüm bu sayının bu kadar az olmasından
Öncelikle bu kitabı veya yazarın başka kitabını okumadan kısa da olsa hayatını okuyun derim ki bunu yaparsanız eminim bir kitabını illa ki okuyacaksınız.
Yazar mikrogramme (mikroyazmalar) olarak bilinen bir milimetreye kadar küçülen yazılar yazmış. Bu yazılar ölümünden sonra 15 yıla yayılan uzun uğraşlar sonucu çözülüp basılmıştır.
Tezer özlünün Ferit Edgü ye yazdığı mektuplardan birinde "ardında birçok küçük öykü, sanat yazısı ve metin bırakan Robert Walser'de, Tezer, öyle gözüküyor ki, bir ruh kardeşi bulmuştu." diye bahsetmiştir.
Bu kitap da yazarın hayatından otobiyografik izler taşır. İlk olarak yazarı okumaya ben Gezinti kitabını okuyarak başlamıştım. Hiç okumamışsanız bu kitabıyla başlayabilir hem yazarı tanıyıp hem kalemiyle tanışabilirsiniz.
SİZ BENİM NELER ÇEKTİĞİMİ NEREDEN BİLECEKSİNİZ?
Bazı şeyleri yaşamadan anlamak gerçekten zor belki de imkansız. Bana sorsanız empati yaparım anlarım insanları derim ama anlamıyormuşum anladığımı zannediyormuşum. Bu kitapla taktığım atgözlüğümü biraz çıkarabildiğimi düşünüyorum.
Kitabın konusu engelli doğan birinin hayatına "normal" ne oluyorsa bu normal olmaya çalışması çabası, eğitimi anlatılıyor.
Bu konuda bir çok film izlemiş kitap okumuşuzdur. Bu kitabın diğerlerinden farkı ise bize hep engelli bireyin yaşadığı zorlukları hırsı çabası gösterilmiştir. Bu kitap da ise babasının ağzından anlatılıyor. Engelli biri için hayat ne kadar zorsa ailesi içinde bir o kadar zor olduğunu okuyoruz. Ve hayat maalesef engelli bir çocuğa adil davranmadığı gibi ailesine de kolaylık sağlamıyor. Yardıma ihtiyacı olan insanları görmezden gelmelerini bile bazen bir şekilde anlıyorum ama destek olmadığı gibi köstek olanları anlayamıyorum anlayamayacağım da
Ben bir engele sahip değilim bir yakınımda değil onun için bu kişileri anlıyorum diyemem ama artık anlamaya çalışıyorum diyebilirim
BURADA AŞKLAR HEP YARIM KALIR
Gönül Dağı dizisiyle tanıdığım Mustafa Çiftçi nin kitaplarının olduğunu öğrenmemle okudum bu kitabı.
Bir çok hikayenin olduğu kitapta her hikayede kendimden bir şeyler buldum. Kullanılan Anadolu şivesi hikayelere daha samimi daha sıcaklık katmış. Genelde hüzün, yarım kalan aşklar anlatılmış. Böyledir bozkırda aşklar yarım kalır hep bir eksik hep bir tam olamama
Kitapta bir çok hikayede sessizce seven adamlar tanıyoruz incitmeden, ürkütmeden.Bir kelebeğin kanadını sever gibi ya da bir serçe sürüsünü kaçırmadan seven adamlar, sessizce kırmadan, incitmeden. Sadece seven...
Anadolu insanının sıcaklığını görüyoruz. Bir yere gidince önce aç mısın diye sorup karnını doyurmadan göndermeyen insanları okuyoruz. Birinin derdi varken onu kendine dert edinen insanların samimiyetini karşılıksız menfaatsiz dostluğunu okuyoruz
Bulunduğumuz çağda neye hasret kaldıysak onları buldum ben bu kitapta
Sıcacık kalbinize dokunan bir kitap okuyayım diyorsanız okuyun tavsiye ederim
GECELER GECELER ZALIM GECELER
Rıfat Ilgaz etkinliği için ben bu kitabı seçtim. Karartma geceleri
Öğretmen Mustafa Ural
Şair Mustafa Ural
Kaçak Mustafa Ural
Yazdığı şiir kitabı toplatılıyor ve aranıyor
Ciğerlerinden hasta olan şairimiz teslim olmak yerine sağlık durumu biraz iyileşene kadar saklanıyor
Biz de bu süreçte neler oluyor onu okuyoruz
İkinci Dünya savaşı sonrasında ki Türkiye' nin siyasi ekonomik ve sosyal durumunu da gözlemliyoruz.
Her gün haberlerde hırsızlık ve cinayet haberleri izliyoruz. Bu insanları saklayan yardım eden bir çok kişileri de duyuyoruz.
Bu suçlara bile yardım eden insanımızın bir yazar karşısında ki tutumu beni hep düşündürmüştür. Ne yapmış?
Düşünmüş, fikirlerini yazmış
Bunun suç olması bile bence yeterince trajikomikken bu insanların hırsızdan katilden bile daha kötü görülüp cüzzamlı gibi kaçılmasına ne diyebilirim bilmiyorum
Kitap ayrıca Rıfat Ilgazın da biyografik romanı olarak da geçiyor. Bunu bilmek daha da üzüyor beni. Keşke bir roman karakteri olsaydı gerçek olmasaydı diyorum
Kaç yaşına gelirsem geleyim, kaç kitap okursam okuyayım bir insanın fikirleri düşünceleri yüzünden hapis yatması işkence görmesini anlayamayacağım.
Bir hırsıza, bir katile bile yardım eden ülkemin insanının yazdığı kitap toplandı diye yazardan kaçar hale geliyor. Yani bu ülkede hırsız ol, katil ol ama asla düşünme şair olma