Niçin hep onu düşünüyor, niçin o geliyordu gözlerinin önüne? Uykuda, düşte hep o vardı. Her nereye baksa hep onu görüyordu. Kime, neye dokunsa, önce ona dokunuyordu. Bir hoş olmuştu.
Kitabı daha önce okumadığım için üzüldüm; daha fazla geç kalmadığım için sevindim. Keşke her akşam tv dizilerinin arasında reklam yerine parça parça okunsa da, kararmış gönüllerde ufak bir kıvılcım olsa, peşine düşse insanlar. Parmakla sayılır insan uyansa bile eminim bu heyecan virüs gibi dağılacaktır. Güzel ülkemin, ayrıcılıkla- ötekileştirme ile sınavı olan güzel milletimin ruhuna ilaç gibi gelecektir.
Kitabın hemen hemen her sayfasında, ben ne yapabilirim diye düşündüm.
Ne yapmalıyım? Artık ne yapsam az kalacak, ne yapsam yetinemeyeceğim için Grigoriy Petrov'a teşekkür ederim.
Ve size şunu söyleyebilirim ki halkım adına korktum...
Ve kendi adıma utandım. Bütün eğitimli insanlar adına utandım. Bütün kültürümüz adına utandım. Halkın korkunç ekonomik, zihinsel ve manevi durumunu gören ve bütün bu duruma, normal bir şeymiş gibi göz yumanlar adına utandım.