Şiir sözcüklerle güzel biçimler kurmak sanatıdır, başka bir şey değildir. Ama sözcük nedir? Annedir, dosttur, kadehtir, hasrettir, hayaldir; yani bir anlamı, çağrışımı, bir gölgesi, hatta bir rengi ve adı olan bir nesnedir..
Bir solukta bitirilecek kitaplardan biri..Yazarı ve en çok bilinen kitabı ‘Fareler ve İnsanlar’ı duymama rağmen İnci yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Kitabın çevirmeni Tomris Uyar’ın da kitabın giriş kısmında yazdığı gibi John Steinbeck’in kitaplarının güncelliğini yitirmemesinin bir açıklaması da parasızlığın, işsizliğin, açlığın kol gezdiği zamanlarda yeşeren tozpembe olmayan gerçekçi umudun ‘türküsün’den bahsetmesi..
Kıssadan hisse hikayeleri olur ya.. ya da küçükken heyecanla okuduğumuz Ezop masalları ya da Andersen masallarını aklınıza getirin. Bir sonuca bağlanan ya da sonunun sizi üzeceği farz olan hikayeler gibi, bu kitap da beni üzdü ve aynı zamanda ders verdi. İnsan evet umut edebilmeli -tozpembe umud olsa bile- ama gel gör ki bu umudun gözümüzü gerçeklere kapamaması içimizdeki ‘türküyü’ yanıltmaması gerekiyor. Bir şeye ne kadar anlam yüklersek o kadar yıkıcı o kadar vurucu oluyor.
‘İnci’ de bir uyarı gibi düştü kucağıma..İyi okumalar dilerim 🪽
İçinden, Kino’ya kin duyduğu yoktu. “Ben erkeğim,” demişti ya, Juana bu sözün anlamını kavramıştı. Yarı çılgın, yarı tanrıyım anlamına geliyordu bu sözler..
Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.