BİR ODADAKİ EŞYALARI BİRER BİRER dışarı taşıdığınızda, iki şey olur. Birincisi çok açık. Giden şeylerin bazılarını özlersiniz. Olan ikinci şeyse kalan şeyleri her zamankinden daha çok fark etmeye başlamanızdır. Dikkatiniz odaklanır. Kitaplıkta kalan kitapları okuma ihtimaliniz artar. Kalan sandalyelerin değerini daha çok takdir edersiniz. Bir satranç tahtası varsa, büyük ihtimalle satranç oynarsınız. Bir şeyler elimizden alındığında, geride kalan şeyler daha değerli olur. Yalnızca görünürlükleri değil, yoğunlukları da artar. Genişlik azaldıkça, derinlik artar.
“Görüyorsun ya, dedi. Her şeyinle tam bir insansın. Bu senin hem üstün özelliğindir hem eksik yanın. Yaradılışın tam günlük yaşamda her şeyin tam olmasını istiyorsun. Ama olmuyor. Söz gelimi, her işin her zaman amacına uygun biçimde yürütülmesini istediğin devlet hizmetinde bunu bulamadığın için küçük görüyorsun devlet hizmetini. Sonra, bir insanın çalışmasının her zaman bir amacının olmasını, aşk ve aile yaşamının her zaman bir olmasını istiyorsun. Bu da olmuyor... Yaşamın güzelliği, çeşitliliği, olağanüstülüğü gölgelerden, ışıktan oluşur.”